Kâinatın küçük bir misâli olarak yaratılan insan vücudu, Allah’ın isim ve sıfatlarının tecelli ettiği bir sanat eseridir

Vücudun unsurlarına hiyerarşik bir nizâm içinde bakılırsa, onun sırasıyla sistem, organ, doku, hücre, organel, makromolekül, molekül, atom, nötron, proton, elektronlardan ve atomaltı taneciklerden yaratıldığı görülür

Bu nizâm içinde her bir kademe arasında farklı nispetlerde boşlukların olduğu dikkat çeker

Organların rahat çalışması için, aralarında boşluklar bırakılmıştır

Bu boşlukları kaldıracak şekilde organlar bir araya getirdiğinde, hacimde bir miktar azalma olur

Organların yapıldığı doku ve hücrelerin temel molekülleri arasındaki boşluklar da kaldırıldığında, yani moleküller yan yana getirildiğinde, insan vücudu bir hayli küçülür

Atomlar yan yana getirildiğinde ise, bu küçülme daha da artar

Meselâ karbon atomları arasındaki uzaklık birkaç angström (metrenin on milyarda biri) kadardır

Bu uzaklık küçümsenmemelidir

Zîrâ atomun çapına yakın olan bu uzaklık, atomik boyutlarda çok fazladır
Vücuttaki bütün atomlar yan yana getirildiğinde hacim otomatik olarak yarıya iner
Neticede organlar, moleküller ve atomlar arasındaki boşluklar kaldırıldığında, insan vücudu sadece top kadar bir büyüklüğe sahip olur
İnsan vücudunun gerçekte bir toptan daha da küçük olduğunu ve ne kadar boşluklarla dolu olarak yaratıldığını görebilmek için atomun yapısına bakılmalıdır

Bir atom, kısaca, çekirdeğinde nötron ve proton bulunan ve çekirdeğinin etrafında elektronlar dönen bir yapı olarak tarif edilir

Nötronlar ile protonlar hemen hemen eşit kütlede yaratılmışlardır

Elektron ise, bunlardan 1837 defa daha küçük olarak varlık sahnesine sürülmüştür

Buradan yola çıkıldığında, atomun kütlesinin yaklaşık % 99,95’inin atomun çekirdeğinde bulunduğu görülür

Öyleyse nötron ve protonların kütlelerinin yanında elektronun kütlesi yok denecek kadar azdır
Atomaltı parçacıkların nasıl bir araya gelip vücudun inşasında kullanıldığını anlamak ve boşluklu yapıyı görebilmek için, hem kâinatın hem de vücudun büyük bir çoğunluğunu oluşturan hidrojen atomunun yapısı incelenmelidir

Vücudun inşasında görevlendirilen atomlar içinde hidrojen atomları büyük bir yekûn teşkil eder

Bedenimizdeki her milyar atomun yaklaşık 630 milyonu hidrojen atomudur

Bu atomda elektron çekirdekten hemen hemen 0,53 nm (bir metrenin milyarda biri olan uzunluk) uzaklıkta döner

Öyleyse hidrojen atomunun hacmi yaklaşık 6

10-28 m3 olur

Öteki taraftan protonun hacminin de yaklaşık 7

10-45 m3 olduğu göz önüne alındığında, hidrojen atomunda çekirdek, toplam hacmin yüz katrilyonda (100

1015) birini oluşturur

Diğer bir ifade ile hidrojen atomunun kütlesinin hemen tamamını oluşturan çekirdeğin kapladığı hacim, sıfıra yakındır

Vücuttaki bütün atom çekirdekleri bir araya toplandığında, insanın ne kadar hacim kapladığını görmek, düşünenleri tefekkür ve hayrete sevk eder

Atomların çekirdeğini oluşturan protonların yoğunluğu 2,3

1017 kg/m3’tür; bu da bir metreküpte yaklaşık yüz trilyon ton maddenin var olması demektir

Vücudu oluşturan bütün nötron ve protonların bir noktaya toplandığı farz edildiğinde, ortalama 69 kg kütleli bir insanın hacmi 3

10-7 mm3 olur

Diğer bir ifadeyle insan vücudundaki maddenin kapladığı hacim, bir milimetre küpün on milyonda biri kadardır

Açıkça görülüyor ki, atomlarla inşa edilen insan vücudu, şişirilmiş bir boşluktan ibarettir

Bu boşluk, atom çekirdeklerinin çok uzağında dönmekle vazifelendirilen elektronlar vasıtasıyla sağlanmıştır

Bunu bir misâlle açıklamak faydalı olabilir

Dünya ile Güneş arasındaki mesafeye yaklaşık 107 adet Güneş sığar

Hidrojen atomunda elektron ile proton arasına da yaklaşık 450 bin adet proton sığar

Maddeyi teşkil eden atomlardaki boşluklar görüldüğü gibi baş döndürücüdür

Demek ki insanın değeri maddesinden değil, bu madde üzerinde sergilenen eşsiz sanatlar ve bu sanatların gösterdiği esma tecellileri sebebiyledir

Maddesi bu kadar küçük olan insan, mânâda derinleşip Allah’a olan yakınlığıyla kendine kıymet kazandırmanın yollarını aramalıdır
İnsan, Cenab-ı Hakk’a karşı hiçbir isyanda bulunmamış olsa dahi, bu maddî olarak ‘sıfır’ oluş, onu gurur ve kibirden men etmelidir
İnsanın fizikî yapısı da esasen ‘0’a benzemektedir
Sıfır da bir hiçtir, şişirilerek içi boş çizilir
Mesele nötron ve protonların yapısına indirgendiğinde, daha hayranlık uyandırıcı tablolarla karşılaşılır

Bu atomaltı parçacıkların içine, maddenin son yapıtaşları kabul edilen ‘kuark’ denen zerreler yerleştirilmiştir

Altı çeşit kuark vardır

Kuarkların farklı şekil ve miktarlarda birleştirilmesiyle atomaltı parçacıkları; atomaltı parçacıklarının birleştirilmesiyle atomlar; atomların birleştirilmesiyle de moleküller meydana getirilmektedir

Kütleleri yok kabul edilen kuarklar, tamamen enerjiden ibaret olarak yaratılmışlardır

Burada enteresan olan şudur: Her insanın bir miktar kütlesi vardır; fakat bu kütleyi oluşturan, son parçacık olarak kabul edilen kuarkların kütlesi yoktur

Hücrenin yapısındaki moleküllerin, moleküllerin temelindeki atomların, atomların içindeki proton ve nötronların ve bunların da içindeki kuarkların mekanizmalarındaki üstün yaratılışa bakıldığında, inançlı olsun veya olmasın, herkesi hayrete düşürecek bir mükemmellik göze çarpar

Bu kusursuz mekanizmaların insanın herhangi bir müdahalesi olmadan, muntazam bir şekilde çalışması, her şeye gücü yeten ve her şey bilgisi dâhilinde olan Allah’ı gösterir
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]