GuncelMekan.com

Güncel Mekan

Türkiye'nin En Güncel Forum Sitesi

SiyeR (Peygamberimizin Hayatı)

Peygamberler & Sahabiler & Evliyalar icinde SiyeR (Peygamberimizin Hayatı) konusu , “Hamd, Allah içindir O’na hamd ediyor, O’ndan yardım diliyorum Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülerinden Allah’a sığınırız Allah’ın hidayete erdirdiğini kimse sapıtamaz, O’nun sapıttığınıda kimse hidayete erdiremez Şehadet ederimki; Allah’tan başka ...

Geri git   GuncelMekan.com >
..:: Din Bölümü ::..
> Peygamberler & Sahabiler & Evliyalar

Anlık İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et


Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #26 (permalink)  
Alt 05-14-2008
betul_1905 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bayan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 1.492
betul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond repute
Gül Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in Medine’deki İlk Hutbesi

“Hamd, Allah içindir O’na hamd ediyor, O’ndan yardım diliyorum
Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülerinden Allah’a sığınırız Allah’ın hidayete erdirdiğini kimse sapıtamaz, O’nun sapıttığınıda kimse hidayete erdiremez Şehadet ederimki; Allah’tan başka ilah yoktur O tektir, ortağı yoktur
Sözlerin en güzeli Allah’ın Kitabı’dır Allah’ın kalbini süslediği küfürden sonra İslam’a girdirdiği kimse kurtulmuştur
Allah insanların sözlerine (Kur’an’ı) tercih etmiştir O sözlerin en güzeli ve en beliğidir Allah’ı seven kimseleri seviniz Allah’ı tüm kalbinizle seviniz Allah’ın Kela-mı’ndan ve O’nu anmadan usanmayın O’na karşı kalpleriniz katılaşmasın O yarattığından bazı kimseleri seçkin kılar
Allah, ibadetlerin ve amellerin hayırlısını, sözlerin iyisini, insanlara verilen tüm helal ve haramları bildirmiştir Allah’a ibadet ediniz ve O’na hiçbir şeyi ortak koşma-yınız Allah’tan hakkıyla korkunuz Ağzınızla söylediklerinizde iyi olarak Allah’ı doğrulayın
Aranızda Allah için birbirinizi sevin Şüphesiz Allah, ahdini bozana gadap eder, kızar Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun



Haykırmak istersin sesin kısılır,Yalvarırsın ama kimse seni istemez…İşte o zaman hayatın anlamını anlayacaksın…Ve o günün gelmesi için diz çökeceksin…Sen de gölge olacak bir bedene saplanacaksın,Ve kabus olacak her saniyen…Tıpkı benim sen senin de ben olman gibi…
”…Şimdi Günahlarım Yıkıyor Bedenimi…”
Alıntı ile Cevapla
  #27 (permalink)  
Alt 05-14-2008
betul_1905 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bayan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 1.492
betul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond repute
Gül Ka'b bin Eşref'in Öldürülmesi

Evet, yahudi şairlerinden Kâ'b bin Eşref'in katledilmeden önce söylediği; müslümanları yeren, maktül Kureyşlileri öven mersiyelerini, islâm hanımlarından Meymüne binti Müryed'in şiirleri karşıladı


ama; kim bu Kâ'b bin Eşref? Bu öyle bir kimse ki, "yahudi şairlerinden" cümlesi O'nu ifadeye yetmez Bu sebeple Kâ'b bin Eşref'i daha yakından tanıyalım Zira, O'nun islâm tarihinde kendine mahsus bir yeri var



Şanlı Bedr Destanı, sade Mekke müşriklerinde değil; onlarla beraber Medine yahudi ve münafıklarında da büyük bir mânevi çöküntüye yolaçtı Aralarında şöyle konuşuyorlar:

-Bundan sonra Muhammed'in karşısında kimse duramaz

Öylesine korkmuşlartâ iliklerine kadar

İşte bu korku, büyük bir kin ve düşmanlık doğurdu O kadar ki, İki Cihan Güneşi'ne selâm verirken bile bozukluklarının icabını yapıyorlar Hazreti Aişe validemiz radıyallahü anha rivayet buyuruyorlar:

-Bir gün bazı kimseler, Resulullah'ın yanına geldiler Gelenler, güya Peygamberi selâmladılar ama bu verdikleri selâm, selâm değildi; hemen dikkatimi çekmişti

yahudiler, Efendimizin yanına girerken selâm verir gibi yapıp kelimeleri ağızlarında geveleyerek "essamu aleyke" demişlerdi; yani "ölüm sana olsun" Bu adi kurnazlığı yakalayan Resulullahın sevgili eşi ve müminlerin can annesi, hakettikleri cevabı bir tokat gibi soysuzların suratına çarptı:

-Ölüm ve lânet size olsun!

Bu söz yahudileri öyle yakalamıştı ki, neye uğradıklarını şaşırdılarhafifliklerine ânında iyi bir ders almışlardı

Ama asıl dersi Kâinatın en üstünü verdiler:

-Sakin ol ey Aişe! Allah, her işde yumuşak olmayı sever!

-Evet ama; bunların ne dediklerini duymadınız mı ya Resulallah?

-Duydum ve "ve aleyküm / size de olsun" diyerek mukabele ettim, buyurdular



Bundan sonra Sevgili Peygamberimiz, müminlere bir kıstas verdiler:

-Yahudiler size "essamu aleyküm" derlerse siz de onlara "ve aleyküm" dersiniz

İşte Kâ'b bin Eşref, Bekara suresinin kelimeleri ile bu "yahudi şeytanlarından" birikuvvetli bir şair Söylediği şiirlerle Efendimizi ve fedakâr arkadaşlarını kötülüyor İslâm düşmanlarını tahrik ediyor

Bedr zaferini Medine'ye gelen müjdecilerden işitince inanamadı Fakat bunun taş gibi katı bir gerçek olduğunu anlayınca sanki kudurmuş ve soluğu Mekke'de Muttalib bin Ebi Vedaa'nın yanında almıştı Bu müşrik ve karısı Âtike, Kâ'b'ı bir ulu misafir gibi ağırladılar Kâ'b ise Bedr'de öldürülüp kuyulara atılan anlı-şanlı kâfirler için yakıcı şiirler söyledi Hem ağlıyor; hem dinleyenleri ağlatıyordu

-Bize artık hayat değil; ölüm yakışır!

diyor ve Mekke'yi müslümanlar üzerine kışkırtıyordu



Kâ'b, içindeki ufuneti Mekke'ye dökdükten sonra geldiği gibi yine gizlice Medine'ye döndü Kâ'b'ın dönüşü hemen Peygamber Efendimize haber verildi

Buyurdular ki:

-Ya Rabbi! Müslümanları Kâ'b bin Eşref'in kötülüklerinden koru

Ve aziz eshabına dönerek sual buyurdular:

-Allahü teâlâ ve Resulüne eza eden Kâ'b'ın şerrinden müminleri kim kurtarır?

hem dili, hem eli ile islâmiyete zarar veren bu adamın süt kardeşi Muhammed bin Müslime söz aldı:

-Ey Allah'ın Resulü! Kâ'b bin Eşref'i ben katledebilir miyim?

Peygamberimiz, tam yetki verdiler:

-Elinden ne gelirse yap!

-Başüstüne ya Resulallah! Bu hususta kiminle istişare etmemi tavsiye buyurur sunuz?

-Sa'd bin Muaz'la



Muhammed bin Müslime radıyallahü anh, Sa'd radıyallahü anh'a gitti Hazreti Sa'd bin Muaz dedi ki:

-Bir kaç arkadaş biraraya gelerek Kâb'a gidin ve fakir ve muhtaç düştüğünüzü ve bu sebeple borç erzaka ihtiyacınız olduğunu söyleyin ve kendisinden yardım isteyin Fakat ne yapıp ederek O'nu hisardan dışarı çıkarmaya bakın Dışarı çıkınca da işini bitirirsiniz

Evs kabilesinden beş kişi toplandı

Muhammed bin Müslime, Sultan bin Selâme, Abbad bin Bişr, Haris bin Evs, Ebu Abes bin Cebr

Bu beş kişi, aralarında konuşarak bir karara vardılar Önce Muhammed bin Müslime ile yine saldırgan kâfirin süt kardeşlerinden olan Sultan bin Selâme, Kâ'b'a giderek O'nu zor ve yardıma muhtaç vaziyette olduklarına inandıracak ve ödünç erzak vermeye ikna edeceklerdi

Öyle yaptılar

İki mümin, yahudinin hisarına gittiler Kâ'b onları karşısında görünce şaşırdı

-Ooo süt kardeşlerim gelmiş?

-Elbette geleceğiz Gelmeyelim mi yani?

-Niçin?

-Şöyle bir oturalım da anlatalım

-Buyurun

-Evet! Ey Kâ'b! Ey kardeşimiz Muhammed yüzünden akrabalarla aramız açıldı Geçim darlığındayız Çoluk-çocuk perişan

-Daha beter olun!

-Sebep?

-Sebebi var mı? O adama uymayın diye kaç kereler yalvardım? Dinlediniz mi?

-Haklısın Ama biz ve daha bir kaç arkadaşımız zor şartlardayız Senden ödünç erzak istiyoruz Borcumuza karşılık ne rehin istersen veririz

-Kadın veya çocuklarınızdan birini rehin verirseniz bir şeyler düşünürüz

İki müminin tüyleri diken diken oldu:

-Olur mu ya Kâ'b? Böyle bir şey nasıl teklif edersin? Bari mertçe "başka kapıya" de Servetimizden olduk; şerefimizden de mi olalım?

-Olmayın!

-Öyleyse?

-Alacağımı teminat altına alan sağlam rehin isterim

-Silahlarımızı sana bırakalım Beş kişinin hançer, kılıç, kalkan, ok, yay ve mızraklarına ne dersin?

Kâ'b biraz düşündü ve donuk bir yüz ifadesi ile muhataplarına cevap verdi:

-Olabilir

-Öyleyse bize müsaade Arkadaşlarımıza haber vererek rehinleri getirelim Sen de erzakı hazırlat!



Bu bahane ile yahudiden ayrılan iki mümin, yeniden öbür üç arkadaşları ile buluşarak Peygamberimize gittiler Ve gelişmeleri arz ettiler

Efendimiz, Hicri üçüncü yıl, Rebiülevvel ayının ondördüncü gecesi bu sahabileri Bakı'ya kadar uğurladılar ve hayr-duada bulundular:

-Allah'a emanet olun! Ya Rabbi sen yardımcıları ol



Beş mücahid, Kâ'b'ın hisarı önüne geldiler

Sultan bin Selâme aşağıdan seslendi:

-Ya Kâ'b!!! Biz geldik, rehinler de yanımızda! İstersen sen de buraya gel!

Şaşkın Kâ'b cevap verdi:

-Geliyorum!

Halbuki "siz yukarı gelin" diyebilirdi Ama bu basit teklifi yapamadı Peygamber duası ile yola çıkmış müminler karşısında şaşırmıştıkarısının ikaz ve itirazları da kâr etmedi:

-Gitme ya Kâ'b! Gecenin bu saatinde bilmedik insanların arasında ne işin var? Sesleri sanki kan kokuyor!

-Korkma! Onlar öyle kimseler ki, beni uykuda görseler uyandırmaya kıyamazlar

-Bari dışarı çıkma; damdan konuş

-Hayır; korkma dedim ya!

-Kâ'b söz dinle! Hiç değilse bir kaç adamla yanlarına git

-Kendime "korkak" dedirtmem

kadın ağlamaklı bir sesle bağırmaya başladı:

-Bu iş bana sıkıntı verdi Sonu iyi değil!

Kâ'b sertleşti:

-N'olursa olsun gideceğim!

ve gitti

Sıcacık yatağından çıkarak, genç hanımının çırpınışlarına zerrece aldırmadan ve yanına kimseyi de almadan kale kapısına yürüdü; sürgüyü çekerek ağır kapıyı araladı ve müminlerin yanına vardı



Hoş-beşten sonra bir saat kadar ödünç ve rehin meselelerini görüştüler

Muhammed bin Müslime birden farketmiş gibi:

-Bu gece ne güzel bir mehtab var, dedi

Diğer arkadaşları O'nu doğruladılar:

-Sanki gündüz Şu yıldızlara bakın; elini uzat da topla

-Haydi öyleyse Acuz vadisine doğru uzanalım Ne öyle, bir saattir kalakaldık şurada!

Kâ'b bir ânda kendini misafirleri arasında yürüyor buldu

Böcek sesleri ile dolu, aydınlık güzel bir geceydi Sultan bin Selâme, Kâ'b'ın saçına eğilerek:

-Ya Kâ'b! Ne güzel koku sürünmüşsün!

-Elbette bu muhitin en güzel kadınları ile ben evliyim

Muhammed bin Müslime de süt kardeşinin saçlarına uzandı:

-Hakikaten güzel bir kokuymuş

Kâ'b bin Eşref şişti

Sultan, Kâ'b'a doğru uzanırken:

-Nadir ve bayıltıcı bir şey

derken kuvvetli pençeleri ile Kâ'b'ın örgülü saçlarından öyle bir kavradı ki, yahudi'nin kurtulması artık imkânsızdı

-Ahh! N'oluyor ya Sultan! Bırak saçlarımı! Kalleş!! İmdaat! Bırakın beni! Ahhh!

Sultan bin Selâme, can havliyle elinden kurtulmaya çalışan düşmanı zaptetmeye uğraşırken bağırıyordu:

-Vurun Allah düşmanına! Müslümanlar aleyhine şiirler yazarsın ha!

kılıçlar inip kalkmaya başladı Muhammed bin Müslime, hançeri ile kâfirin karnını göğsüne kadar yardı; bir kılıç darbesi ile de kafası gövdesinden ayrıldı

Kâ'b, can verirken öyle müthiş bir çığlık kopardı ki, bütün vadi yankılandı

Gecenin sükûnetinde şaşkına dönen insanlar, pencerelere üşüştüler

Müminler, öyle bir hırsla kılıç vurmuşlardı ki, arkadaşlarından Haris bin Evs de yaralanmıştı; O'nu ve Kâ'b'ın kanlı kafasını alarak hızla Acuz Vadisini terkettiler

Yahudiler, peşlerine düştülerse de, müslümanlar, izlerini kaybettirmeyi başardılar

Vur-kaç ekibi, tekbir sesleri ile gelirken sabaha karşıydı Tekbir seslerinden Kâ'b şirretinin kellesinin getirilmekte olduğunu anlayan Sevgili Peygamberimiz, kalkıp namaza durdular

Ve; namazdan sonra mücahidleri evin kapısında karşılayarak kendilerini tebrik ettiler Yaralı sahabinin yarasına mubarek tükrüklerinden bir mikdar sürdüler, yara iyileşti



Ertesi sabah Resulullah hazretleri buyurdular ki:

-Yahudi ricalinden öldürmeye muktedir olduklarınızı öldürünüz Zira onlar, aramızdaki anlaşmayı çiğnediler



Biraz sonra da yahudiler geldi Panikte idiler Bir yahudi:

-Adamların bu gece büyüklerimizden Kâ'b bin Eşref'i kaçırıp öldürdüler

Başka bir yahudi:

-Hem de sebepsiz yere öldürüldü!

Peygamberimiz, şamatacıları susturdular:

-Eğer yerinde rahat dursaydı kimse kılına bile dokunmazdı Ama o öyle yapmadı Şiirleri ile bizleri çok incitti Münkirleri üzerimize kışkırttı İçinizden başkaları da aynı hatayı işlerse, onlara da layık oldukları ceza verilir! Haberiniz olsun!



Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz, bazı müminler ve Medine yahudi liderleri, Remle binti Haris'in bahçesindeki hurma ağacının altında bir araya gelerek bir barış andlaşması/sulhname yaptılar Andlaşma saklanmak üzere Hazreti Ali'ye verildi



Kâ'b'ın katli yahudileri bir güzel hizaya getirdi; sinmişlerdi Peygamber Şairi Hasan bin Sabit, yazdığı bir şiirle Kâ'b'ın öldürülmesindeki hüner ve ustalığı methü senâ eyledi


Haykırmak istersin sesin kısılır,Yalvarırsın ama kimse seni istemez…İşte o zaman hayatın anlamını anlayacaksın…Ve o günün gelmesi için diz çökeceksin…Sen de gölge olacak bir bedene saplanacaksın,Ve kabus olacak her saniyen…Tıpkı benim sen senin de ben olman gibi…
”…Şimdi Günahlarım Yıkıyor Bedenimi…”
Alıntı ile Cevapla
  #28 (permalink)  
Alt 05-14-2008
betul_1905 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bayan Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 1.492
betul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond reputebetul_1905 has a reputation beyond repute
Gül Efendimiz’in (sas) Vefatı ve Defni

Efendimiz’in vefatı ve sonrasında yaşananlar ashab için yeni bir imtihan olmuştu Hz Ömer (ra) ölümü bir türlü kabul edemezken, Hz Ebû Bekir ise her zamanki soğukkanlılığıyla onu ve diğer ashabı sakinleştiriyordu



Rasûlullah’ın (sas) vefât haberi, ashâb üzerinde büyük bir hüzün meydana getirdi Daha sabahleyin ayağa kalkmış halde görmüşler, iyileşiyor diye sevinmişlerdi Acı haber, herkesi şaşkına çevirdi Münâfıklar ise, “Hak peygamber olsaydı, ölmezdi” gibi küstahça sözler söylemişler, ortalığı bulandırmışlardı Bu duruma sinirlenen Hz Ömer, kılıcını çekerek, “Rasûlullah (sas) ölmemiş, bayılmıştır Kim Muhammed öldü derse, boynunu vururum” diyordu Böyle bir hengâmede metânetini muhâfaza edebilen sâdece Hz Ebû Bekir oldu:



-Sizden her kim Muhammed’e (sas) tapıyorsa, iyi bilsin ki, O (sas) öldü Her kim Allah’a kulluk ediyorsa, iyi bilsin ki, Allah bâkîdir, asla ölmez” dedi ve şu anlamdaki âyetleri okudu:



“Muhammed ancak bir peygamberdir O’ndan önce de nice peygamberler geçti Eğer o ölür, veya öldürülürse geri mi döneceksiniz Her kim geri dönerse, Allah’a hiçbir zarar vermez Allah şükredenlerin mükâfatını verecektir” (Âl-i İmrân Sûresi, 144) Hz Ebû Bekir’in sözlerini ve âyetleri dinleyince herkes kendine geldi Aynı gün Benî Saide sofasında toplandılar Hz Ebû Bekir’i halife seçtiler (1 Rabiulevvel 11 H/ 27 Mayıs 632 M)



Rasûlullah’ın (sas) cenâzesi, halîfe seçimi yapıldıktan sonra, salı günü yıkanıp hazırlandı Son hizmetinde bulunabilmek isteyen herkes, Hz Âişe’nin odası önünde toplanmıştı Bu yüzden Hz Ali odanın kapısını kapattı, içeriye kimseyi almadı Yalnızca Ensar adına Bedir mücâhidlerinden Havlî oğlu Evs içeri alındı



Rasûl-i Ekrem’in (sas) mübârek vücûdu, bir sedir üzerine konuldu Dış elbisesi soyuldu Yıkama işini bizzat Hz Ali yaptı Amcası Abbâs ile oğulları Abdullah, Fazl ve Kusem, cesedin çevrilmesine yardımcı oldular Üsâme ile azadlı kölesi su döktüler İç gömleği çıkarılmayıp vücûdu üzerinden ovulduğu için Hz Ali’nin eli Rasûlullah (sas)’in mübârek vücûduna dokunmamıştır



Cenâzelerde genellikle görülen koku ve nahoş şeylerden hiçbiri O’nda yoktu Bu yüzden Hz Ali, “Hayâtında da pâksın, ölümünde de pâksın” diyerek yıkadı Üç parça beyaz pamuk bezi ile kefenlenip odanın kapısı açıldı Mübârek naaş, sedirin üzerine konmuştu Önce erkekler, sonra kadınlar, en sonra da çocuklar ayrı ayrı namazını kıldılar Rasûlullah (sas) hayâtında olduğu gibi ölümünden sonra da herkesin imâmı olduğu için, O’nun cenâze namazında kimse imâm olmadı Hz Âişe’nin odası küçüktü Bu yüzden namaz, gece yarısına kadar devâm etti Efendimiz (sas), “Cenâb-ı Hak, peygamberlerin ruhunu, onların defnedilmesini istediği yerde kabzeder” buyurmuştu Bu sebeple Rasûlullah (sas)’ın kabri, Hz Âişe’nin odasında, üzerinde son nefesini verdiği döşeğin serildiği yerde, Ensâr’dan Ebû Talha tarafından kazıldı Salıyı çarşambaya bağlayan gece yarısı defnedildi (2/3 Rabiulevvel 11 H-28/29 Mayıs 632 M) Mübârek cesedini, kabri saâdete Hz Ali, Fazl, Üsâme ve Avf oğlu Abdurrahman indirdiler Hz Âişe, “Biz Rasûlullah (sas)’in defnedildiğini, çarşamba gecesi gece yarısı duyduğumuz kürek seslerinden anladık” demiştir


Haykırmak istersin sesin kısılır,Yalvarırsın ama kimse seni istemez…İşte o zaman hayatın anlamını anlayacaksın…Ve o günün gelmesi için diz çökeceksin…Sen de gölge olacak bir bedene saplanacaksın,Ve kabus olacak her saniyen…Tıpkı benim sen senin de ben olman gibi…
”…Şimdi Günahlarım Yıkıyor Bedenimi…”
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Peygamberimizin Vakarı ve Sükutu betul_1905 Peygamberler & Sahabiler & Evliyalar 0 05-13-2008 16:25 PM
Peygamberimizin Kölelere Şefkati betul_1905 Peygamberler & Sahabiler & Evliyalar 0 05-13-2008 16:13 PM
Peygamberimiz (S.A.V) Örnek Ahlakı betul_1905 Peygamberler & Sahabiler & Evliyalar 0 05-05-2008 19:03 PM
Esma-i Ashab-ı Kiram (Ridvanullahi aleyhim ecmain) betul_1905 Peygamberler & Sahabiler & Evliyalar 0 04-10-2008 23:11 PM
Atatürk'ün Hayatı Ve Kişiliği SouL_OF_RocK Gazi Mustafa Kemal Atatürk 0 02-17-2008 03:01 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:49 PM .


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
BestForumTR, Arge, Güncel, Sitemap, Google Gizlilik Bildirimi