Türkiye'nin En Güncel Forum Sitesi
Peygamberler & Sahabiler & Evliyalar icinde SiyeR (Peygamberimizin Hayatı) konusu , BEDİR GAZVESİ İslâm devletinin Medine'de kurulmasından sonra müslümanlarla müşrikler arasında meydana gelen ilk savaş Bu savaşa, yapıldığı kasabanın adıyla anılarak, Bedir Gazvesi denilmiştir Bedir kasabası Medine'nin 120 km kadar güneybatısında ...
|
|||||||
| Anlık İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
||||
|
KAYNUKAOĞULLARI VE MEDİNEDEN SÜRÜLMELERİ:
Kaynukaoğullari Medine (Yesrib)de yaşamış bir Yahudi kabilesidir Yahudiler (Eskiden büyük Arap mabedinin yeri olan) Siondan Hristiyanlar tarafından kovulduktan sonra, yeryüzünün çeşitli yerlerine az veya çok büyük cemaatlar halinde dağılmışlardı Ancak Arap yarımadasına ne zaman geldikleri, cemaatlerinin burada ne zaman oluştuğu bilinmiyor Ancak İslam'ın yayılışından önce Arabistan'ın her tarafında Yahudiler vardı Ferdî ve pek az sayıda olduğu gibi sağlam cemaatler halinde, Eyle (Akabe Körfezi)'den Yemen'in veya Uman'ın uçlarına kadar, Medine'den Bahreyn'e kadar; Meknâ'da Vadiül-Kura'da, Teymâ'da, Fedek'te, Tâif'te kısacası bütün şehirlerde, aynı şekilde panayırlarda ve kervanlarda onlara rastlanır (Muhammed Hamîdullah, İslâm Peygamberi Çev Salih Tuğ I, 393, 394)![]() Mekke'de hemen hemen hiç Yahudi yoktu Ancak onlar, bölgenin yıllık panayırlarında, özellikle Ukaz'da bulunurlardı Ukaz'da hem ticaret eşyası satarak, hem de kendilerini gizli şeyleri bilen veya istikbâlden haber veren kâhin olarak tanıtmak suretiyle iyi para kazanmasını bilirlerdi Ehl-i Kitab olarak, câhil bedevîler üzerinde özel bir prestij icra ediyorlardı (M Hamidullah, a g e , I, 394)![]() Hz Peygamber Medine'ye hicret ettiği zaman, halkın hemen hemen yarısı Yahudi idi Ancak Yahudilerin bu bölgeye gelişi hakkında açık bir bilgi yoktur İslâmiyet ortaya çıktığı sırada, büyük çapta Araplaşmış görünüyorlardı; Arapça konuşuyorlar, çocuklarına Arap isimleri veriyorlar, kabileleri bile Arap isimleriyle çağrılıyordu (M Hamîdullah, a g e , I, 405)![]() Komşuları müşrik Araplar gibi Yahudiler de kabile halinde yaşıyorlardı Hz Peygamber (s a s) tarafından oluşturulan Medine İslâm devleti anayasasında dokuz Yahudi kabilesinde söz ediliyor (Salih Tuğ, İslâm Ülkelerinde Anayasa Hareketleri, İstanbul 1969, s 31-40 vd ) Fakat tarihçiler bunları üç grupta topluyor Kaynuka oğulları işte bu üç kabileden biridir Diğerleri; Nadîr ve Kurayzaoğullarıdır (M Hamîdullah, a g e , I, 405)![]() Kaynuka; kuyumcu anlamına gelmektedir Gerçekten de onlar İslâmiyet'in başlangıcında bu mesleği yapıyorlardı Ayrıca umûmî ticaretle de meşgul oluyorlardı "Sûk beni Kaynuka=Benî Kaynuka Çarşısı'nda hatıraları kalmıştır (M Hamidullah, a g e I, 405)![]() Rasûlullah (s a s), Medine'ye gelir gelmez yaptığı en önemli işlerin başında bir anayasa hazırlamak gelir Bu anayasada Yahudilerle olan karşılıklı hak ve ödevler belirtilmiştir ki bunlardan biri, hariçten gelecek saldırılara karşı bütün cemaatların Medine'yi savunmalarıdır (Salih Tuğ, a g e , aynı yer)![]() Bundan sonra Peygamber (s a s), Yahudileri İslâm'a davet etmiş, kendisini bir Allah elçisi, bir peygamber olarak Kur'an-ı tebliğ etmiştir Bazıları Müslüman olmuş bazıları çekinmiş, kimileri de İslâmiyet'le alay etmişler, hatta Peygamber (s a s )'e karşı harbedenlere aktif bir şekilde yardım etmişlerdir![]() Bedir savaşında Müslümanlarla Yahudiler arasındaki münasebetler büsbütün bozuldu Yahudiler hep birden peygambere karşı düşmanca bir tavır takındılar Böylece İslâm için büyük bir tehlike arzetmeye başladılar![]() Rasûlullah (s a s ), bir seferinde Kaynuka oğulları yahudilerinin pazarına giderek onları toplamış ve şu şekilde hitabetmiş:"Ey Yahudi cemaati! Kureyşlilerin başına gelen felâketin sizin başınıza da gelmemesi için Allah'tan korkunuz ve İslâmiyeti kabul ediniz Zira biliyorsunuz ki ben gönderilmiş bir peygamberim Siz bunu kitabınızda buluyorsunuz ve sizi davet etmiştir " Yahudiler ona şu cevabı vermişler: "Ya Muhammed! Sen ancak kendi kavmini tanıdın; askerlik ve savaş sanatını bilmeyen bir kavimle karşılaşman seni aldatmasın, tesâdüfen sen onları bozguna uğrattın Vallahi şayet biz seninle savaşırsak, yiğit olduğumuzu anlarsın" (İbn İshak, Sîre, Neşr M Hamidullah, Konya 1401/1981, s 294; et-Taberi, Tarîhür-Rusül vel-Mülûk, Neşr Degoeje, III, 1360)![]() Bu konuşmalardan sonra, Müslümanlarla Kaynuka oğulları arasındaki ilişkiler daha da bozuldu ve nihayet bir Yahudinin, Müslüman bir kadına karşı çirkince davranışı, bardağı taşıran son damla oldu Kaynakların nakline göre olay şöyle cereyan etmiştir:Bir Arap kadını bazı şeyler satmak üzere Kaynuka oğulları pazarına giderek eşyasını satar sonra bir kuyumcu dükkanına oturur Orada bulunan Yahudiler, kadından yüzünü açmasını isterler O buna yanaşmayınca kuyumcu, kadının eteğini arkasından beline iliştirir, kadın ayağa kalkınca avret mahalli görülür, onlar da buna gülüşürler Kadın feryad etmeye başlayınca Müslümanlardan biri kılıcını çekerek Yahudi kuyumcunun üzerine atılıp onu öldürür Yahudiler de toplanıp Müslümanı şehid ederler Şehid edilen müslümanın ailesi imdat ister Bu durum Müslümanları çok öfkelendirir (İbn Hişam, es-Sîretü'n-Nebeviyye, Nşr M es-Sekâ, İ el-Ebyârî, A Hafız Çelebi, Lübnan 1391/1971, III, 51)![]() Kaynuka oğulları, Peygamber (s a s)'le savaştıkları zaman onların işlerini Abdullah b Übeyy b Selûl üstlenmiş ve önlerine düşmüştü Onların Abdullah ile anlaşmaları olduğu gibi Hazrec oğullarından Ubâde İbn esSâmit ile de ittifakları vardı Ubâde, onların Hz Peygamberle olan antlaşmalarını bozduklarını duyunca Peygamber (s a s)'e gelerek O'nun huzurunda, Kaynuka oğulları ile olan ittifakını reddetti Onlarla ittifaktan Allah'a ve Resûlüne sığındı ve; "Ya Rasûlallah! Ben, Allah'ı, Resûlünü ve mü'minleri dost biliyorum; bu kâfirlerle ittifak yapmaktan ve onlarla dostluktan Allah'a ve Resûlüne sığınırım" dedi (İbn İshak, a g e , 295)![]() Mâide Sûresindeki kıssa, Ubâde ve Abdullah b Übeyy hakkında nazil oldu:"Ey İman edenler! Yahudilerle Hristiyanları dost edinmeyin Onlar ancak birbirlerinin dostlarıdırlar İçinizden kim onları dost edinirse o da onlardandır Allah zalimleri doğru yola eriştirmez" (el-Mâide, 5/51; İbn İshak, a g e , 295)![]() Ubâde Kaynuka oğulları ile olan ittifakını, muhtemelen bu âyetin nüzûlünden sonra bozmuştur ![]() Kaynuka oğulları; Rasûlüllah (s a s) ile aralarındaki antlaşmayı bozan, Bedirle Uhud arasında O'nunla savaşan ilk Yahudilerdi Rasûlullah (s a s ), onları muhasara etti Onbeş günlük bir kuşatmadan sonra Rasûlüllah'ın hükmüne razı olarak savaşsız teslim oldular Hz Peygamber, erkeklerin ellerinin bağlanmasını emretti Fakat münafıkların başı Abdullah b Übeyy Hz peygamber'e gelerek:"Ey Muhammed! Müttefiklerime iyilik et" dedi Resûlullah ağırdan alınca İbn Selûl tekrar; "İyilik et" dedi Resûlullah (s a s) ondan yüz çevirdi Bunun üzerine İbn Selûl, elini Hz Peygamber'in zırhının yakasından içeri soktu Resûlullah kızarak: "Yazıklar olsun sana! Bırak beni!" dedi İbn Selûl: "Hayır vallahi dostlarıma iyilik etmedikçe seni bırakmam Onlar, beni altından ve mal-mülkten mahrum ettiler sen ise bir sabah vakti onları biçiyorsun Allah'a yemin ederim ki ben, bir takımmusibetler gelmesinden korkuyorum" dedi Bunun üzerine Resûlullah (s a s): "Onlar senindir" buyurdu ve "Çözünüz onları, Allah onlarla birlikte ona da lanet etsin" dedi Serbest bırakılınca sürgün edilmelerini emir buyurdu (İbn İshak, a g e 295; Taberî, a g e III, 1360 vd )![]() Allah, Resûlüne ve Müslümanlara onların mallarını ganimet olarak ihsan etti Onların arazileri yoktu, kuyumculukla uğraşıyorlardı Resûlullah (s a s), onların birçok silahlarını ve kuyumculuk aletlerini aldı Onları, tüm çoluk çocuklarıyla birlikte Medine'den çıkarmaya Ubâde İbn es-Sâmit memur edilmişti O da, onları Dibâb'a kadar götürdü (Taberî, a g e , III, 1362)![]() Kaynuka Yahudileri, Ubâde İbn es-Sâmit'e, "Ey Velid'in babası! Evs ve Hazrecle aramızda ittifak vardı Biz senin müttefikin idik, sen bize ne diye böyle yaptın?" dediler Ubâde İbn es-Sâmit de onlara: "Siz harb açtınız" dedi Abdullah İbn Übeyy de; "Sen müttefiklerinden uzaklaştın da bundan eline ne geçti?" dedi Ubâde; "Hubâb'ın babası! Kalbler değişti, İslâmiyet ahidleri yok etti" dedi![]() Kaynuka oğulları Vâdiül-Kura'ya gelip bir müddet kaldıktan sonra Azruat'a gidip orada yerleştiler (ibnü'l-Esir, el-Kâmil, II, 66) ![]() Haykırmak istersin sesin kısılır,Yalvarırsın ama kimse seni istemez…İşte o zaman hayatın anlamını anlayacaksın…Ve o günün gelmesi için diz çökeceksin…Sen de gölge olacak bir bedene saplanacaksın,Ve kabus olacak her saniyen…Tıpkı benim sen senin de ben olman gibi… ”…Şimdi Günahlarım Yıkıyor Bedenimi…”
|
|
||||
|
UHUD SAVAŞI:
(H 3/M 625)Hicret'in üçüncü yılında Uhud dağı civarında müşriklerle yapılan savaş ![]() Uhud savaşından önce Kureyş'in öfkesi kabarmış, kin ve intikam duyguları artmıştı Bedir'de yakınlarını kaybeden Utbe kızı Hind "![]() Muhammed'le arkadaşlarından öç almadıkça içim rahatlamayacak, Muhammed'le savaş yapmadıkça koku sürünmek bana haram olsun Sevdiklerimin intikamının alındığını gözümle görmedikçe bana sevinmek yok!" diyordu Ebu Süfyan ve başkaları da buna benzer şekilde and vermişlerdi Ebu Süfyan'ın yürüttüğü kervanın malları Daru'n-nedve'de topluca durmaktaydı Müşriklerin ileri gelenleri, herkese katılma payını verdikten sonra geri kalan kâr ile güçlü bir ordu hazırlanmasına karar verdiler Onlara göre Müslümanlar Kureyş büyüklerini öldürmüşlerdi, onların intikamını almak gerekliydi Bedir'de yakınları öldürtücüler karalar giyinmiş vaziyette kabileler arasında dolaşıyor, şairler mersiyeler söyleyerek Araplar savaşâ teşvik ediyorlardı![]() Putperest Kureyşliler Mekke dışındaki Arap kabilelerinin de katılmasıyla 3000 kişilik bir askerî kuvvet hazırladılar Bu kuvvette 700 zırhlı, 200 atlı süvari, 3000 deve vardı Aralarında, başta Ebu Süfyan'ın karısı Hind olduğu halde 14 tane de kadın vardı Bedir'de babasını ve öteki yakınlarından bazılarını kaybetmiş olan Hind'in kalbini iğrenç bir intikam duygusu bürümüştü Amcası Abbas (r a) Hz Muhammed (s a s)'i çok severdi Bu sebeple bir mektup yazarak Kureyş'in savaş hazırlıklarını yeğenine bildirdi Peygamberimiz (s a s) amcasından gelen mektubu okuttu ve mektupta bildirilen haberi gizli tutarak keşifçiler gönderdi Keşifçilerin getirdiği haberler mektupta amcasının bildirdiklerine aynen uyuyordu Düşman büyük bir ordu hazırlamıştı ve Medine'ye doğru ilerliyordu![]() Bunun üzerine Resulullah (s a s) bir savaş meclisi kurarak meseleyi ayrıntılı olarak ashabıyla görüştü Resulullah (s a s) düşmanı şehrin dışında karşılamayıp şehri içerden savunmak görüşündeydi Fakat özellikle Bedir savaşına katılan gaziler hakkında nazil olan övücü ayetlerin etkisinde kalan gençler, düşmanın dışarıda karşılanmasından yana idiler Düşmanla bir meydan savaşı yapmak istiyorlardı:Resulullah (s a s) ashabın isteklerini kırmayarak düşmanı karşılamak üzere kılıcını kuşandı, zırhını giydi Münafıkların reisi Abdullah b Ubey b Selül şehrin içinde kalınarak savunma yapılmadığını bahane ederek 300 kişilik kuvvetini geri çekti Gayesi savaşmak değildi Müslümanları düşman karşısında güçsüz bırakmak istiyordu Böylece Müslüman ordusunun mevcudu 1000'den 700'e düşmüş bulunuyordu![]() İslâm Ordusunun Harp Alanına Hareketi Düşman, Medine'nin yegane açık sahası olan kısımdan içeriye sızarak karargâhını Uhud dağının Medine'ye bakan eteklerinde kurmuştu Resulullah (s a s) 700 Müslümanla Cumartesi sabahı Uhud dağına ulaştı Sırtını dağa vererek karşıdaki çorak arazide yer tutan düşmana karşı saf tuttu Düşmanın düşüncesi Müslüman ordusunu mağlub ettikten sonra şehri yağmalamaktı Bunun için Medine'nin yakınında Uhud önleri savaş sahası seçilmişti![]() Resulullah (s a s) Bedir'de olduğu gibi bu savaşta da İslâm ordusunu savaş düzenine göre yerli yerine yerleştirdi, düşmanın sızabileceği, kuşatma yapabileceği geçit ve gedikleri de okçularla korudu ve özellikle ordunun sol tarafındaki dağın vadisini beklemek üzere Abdullah b Cübeyr kumandası altında elli kişilik, okçu birliğini bıraktı ve "Düşman yense de, yenilse de kesinlikle yerlerinizden ayrılmayınız " diye tembihte bulundu![]() 11 Şevval 3 (27 Mart 625) Cumartesi günü savaş teke tek vuruşmalarla başladı; Hz Ali, Hz Hamza ve öteki İslâm savaşçıları hasımlarını öldürdüler Sonra savaş kızıştı Resulullah (s a s) almış olduğu askerî tedbirler ve uygulamış olduğu planlar sayesinde ilk safhada Müslümanlar galip geldiler![]() HZ HAMZA'NIN ŞEHİD EDİLMESİ:Resulullah (s a s)'in amcası Hz Hamza kükremiş bir arslan gibi düşmana kılıç sallayarak ilerliyor, hasımlarını kırıp geçiriyordu Diğer Müslümanlar da ellerinden gelen çâbayı gösteriyorlardı Düşmanlar da olanca gayretleriyle kılıca sarılmalarına rağmen bozguna uğramaktan kendilerini kurtaramadılar Tef çalarak askerlere moral veren düşman kadınları bile korku içinde dağ yamacına tırmanmaya, kaçmaya başladı Bununla beraber henüz kesin netice alınmış değildi; düşmanın hızlı bir şekilde takibi ve dönmeyeceği bir noktaya kadar kovalanması gerekiyordu Halbuki bu inceliği ve harp usulünün bu yönünü bir an unutarak gaflete düşen ve dünyalığa meyleden Müslümanlar kılıçlarını bırakıp ganimet toplamaya koyulmuşlardı Ordunun gerisindeki vadiyi bekleyen elli okçu da kumandanlarının ısrarlarına rağmen Resulullah (s a s)'in kesin emrini unutarak "Kardeşlerimiz üstün geldi, biz niye bekleyelim" diyerek yerlerinden ayrıldılar, ganimet toplamaya giriştiler![]() İşte bu sırada böyle bir anı gözetlemekte olan 200 kişilik düşman süvari birliği komutanı Halid b Velid az sayıdaki İslâm okçusunun kaldığı geçidi rahatça ele geçirerek İslâm ordusunu arkasından vurmaya başladı Bunu gören müşrikler geri döndüler ve yeniden hızlı bir saldırıya giriştiler Böylece Müslümanlar iki ateş arasında kaldılar, üstünlüğü sağlamışken dünyalığa dalmaları ve Peygamber'in emrini çiğnemeleri yüzünden zor durumlara düştüler İşte bu safhada Hazma (r a) Ebu Süfyan'ın karısı Hind'in kölesi Vahşi tarafından mızrakla vurularak şehid edildi Resulullah (s a s)'in Hicretten evvel Medine'ye tayüz ettiği ilk öğretmen Mus'ab b Umeyr (r a) de bu esnada şehid düşenler arasındaydı Mus'ab (r a) sima itibariyle Resulullah'a benzediğinden şehit düştüğünde, onu şehit eden kimse Resulullah (s a s)'i öldürdüğünü haykırıyordu Bu durum Müslümanların daha da dağılmasına sebep oldu Ancak kısa zaman sonra Resulullah (s a s)'in sağ olduğu anlaşıldı Uhud dağının hemen eteklerinde bulunan Resulullah(s a s)'in çevresi büyük çarpışmalara sahne oldu Müslümanlar onun etrafında dönüyorlar gerektiğinde kollarını, bacaklarını kalkan yerine kullanıyorlardı, Hz Talha bu yolda kolunu kaybetmişti Sa'd b Ebi Vakkas (r a)'a ise Resulullah ok veriyor ve: "Anam babam fedâ ol sun, at yâ Sa'd" diyor; oklarının isabet etmesi için Allah'a dua ediyordu Müşrikler Resulullah (s a s)'ı öldürmek için hücum ettikçe Müslümanlar onun çevresinde giderek çoğalmışlar ve çetin bir savunma hattı kurmuşlardı Düşman bu hattı yaramayacağını anlayınca geriye çekilmek durumunda kaldı ve böylece savaş üçüncü safhada denk bir duruma geldi Ebu Süfyan karşı dağa, Resulullah (s a s)'da Uhud'a doğru tırmandı ve bugün hâlâ ziyaret edilen mağarada dinlendi Resulullah (s a s)'ın dişi kırılmış, yanağı yarılmıştı Kızı Fatma onu tedavi etti Ebu Süfyan ile Hz Ömer'in karşılıklı konuşması da bu esnada cereyan etmişti![]() Kureyşli müşrikler bu savaşta o kadar vahşiyane şeyler yapmışlardı ki, belki tarihte benzerine az rastlanırdı Müslümanlar bu savaşta 70 şehid vermişlerdi Düşmanlar özellikle de müşrik kadınlar şehid Müslümanların burunlarını ve kulaklarını kesiyorlardı Ebu Süfyan'ın karısı Hind ve öteki bazı müşrik kadınları Müslüman şehidlerin organlarından yaptıkları gerdanlıkları boyunlarına takmışlardı Ayrıca Hind, Hz Hamza'nın ciğerini çıkartarak ağzında çiğnemek iğrençliğini gösterebilmişti![]() Uhud'tan ayrılan Ebu Süfyan bir süre sonra geri dönerek Medine'ye saldırmak ve başladıkları işi tamamlamak isteğine kapılmıştı Esasen böyle bir durumu, Resulullah (s a s) tahmin etmiş, 70 şehid ve yaralıya rağmen savaşın hemen ertesi Pazar günü düşmanı takibe karar vermişti Resulullah (s a s) 70 kişilik süvari birliği ile 8 km Kadar müşrikleri takibetti Sonra konaklayarak üç gün bekledi Geceleri ateş yaktırarak düşmana savaştan yılmadıkları mesajını veriyordu Müslüman olmadığı halde Müslümanların dostlarından olan Huzaa kabilesinden Mabed-i Huzâî, Resulullah (s a s)'i gördükten sonra Ebu Süfyan'a giderek onun arkadaşlarıyla birlikte savaş için geldiklerini söylemiş, Ebû Süfyan da yeni bir vuruşmayı göze alamayarak Mekke'ye gitmiş ve Medine'ye saldırmaktan vazgeçmişti Böylece Müslümanlar, bu savaşta birinci safhada üstünlük sağlamışlar, gaflet ve dikkatsizlik neticesinde ikinci safhada ilahî bir imtihana uğratılarak mağlubiyet acısı kendilerine tattırılmış, fakat üçüncü safhada durum denkleşmişken Resulullah (s a s)'in cesaretle takibi neticesinde düşman korkutulmuş ve üstünlük tekrar Müslümanlara geçmişti![]() SAVAŞTAN BAZI İLGİNÇ TABLOLAR: Enes b Mâlik diyor ki: Amcam Enes b Nadr'ı Uhud meydanında öldürülmüş olarak bulduk; üzerinde 80 kadar kılıç, süngü ve ok yarası vardı Müşrikler işkence yapmış olduklarından, kimse onu tanıyamadı, yalnız kız kardeşi parmaklarından tanıdı Biz şu ayetin amcam ve benzeri hakkında inmiş olduğunu sanıyoruz: Müminlerden bir çok kimseler Allah'a vermiş oldukları sözlerini yerine getirdiler" (el-Ahzâb, 33/23)![]() Hz Hamza'nın kız kardeşi, Müslümanların bozguna uğradığı haberini alınca Medine'den savaş alanına gelmişti Bunu farkeden Resulullah (s a s) Hz Zübeyr'e, Hamza'nın cesedinin parçalanmış vaziyette ona gösterilmemesini tenbih etmişti Bunu hisseden Safiyye, "Kardeşimin şehid olduğunu biliyorum Allah yolunda böyle fedakarlıklar her zaman gerekir" demiş ve parça parça edilmiş kardeşinin cesedini görünce de, Hepimiz Allah'ın mülküyüz ve O'na döneceğiz"demek suretiyle büyük bir teslimiyet örneği gösterebilmiştir![]() Ensar'dan bir kadın da savaşta babasını, kardeşini ve kocasını kaybetmişti , Bunları haber aldıkça hep Hz Muhammed (s a s)'in sağ olup olmadığını soruyordu Onun sağ olduğunu öğrenince; "Sen sağ olduktan sonra her felâket hiç gelir!" demişti![]() İslâm şehidleri ikişer ikişer toprağa verildiler Tablo göz yaşartıcı idi![]() Hz Hamza (r a) kaftanı ile toprağa veriliyordu Hz Peygamber'in hicretten önce Medinelilere İslâmî öğretmesi için tayin ettiği ilk öğretmen Mus'ab b Umeyr (r a) toprağa verilirken üzerindeki elbise kısa gelmişti Göğüs tarafına örtülünce alt kısmı, alt kısmına örtülünce de göğüs kısmı açıkta kalıyordu Resulullah (s a s) örtünün alt kısmına örtülmesini üst kısmına da izhir denilen kokulu otlardan konulmasını emir buyurmuştu![]() RESULULLAH (S A S) UHUD ŞEHİDLERİ HAKKINDA ŞÖYLE BUYURMUŞTUR:"Uhud harbinde kardeşleriniz şehit olunca Allah Teâlâ onların ruhlarını bir takım yeşil kuşların içlerine koymuştur Bunlar Cennet ırmaklarına gelirler, içerler ve Cennet meyvelerinden yerler Sonra bu kuşlar, arşın gölgesinde asılı bulunan altın kandillere konup tünerler Şehid ruhları artık böyle mesut bir hayata erişince; bizim cennetteki bu halimizi dünyadaki kardeşlerimize kim bildirir ki, onlar da bilsinler de cihatdan çekinmesinler demişlerdi" (Tecrîd,186 vd; İbn Sa'd, II; 148)![]() Haykırmak istersin sesin kısılır,Yalvarırsın ama kimse seni istemez…İşte o zaman hayatın anlamını anlayacaksın…Ve o günün gelmesi için diz çökeceksin…Sen de gölge olacak bir bedene saplanacaksın,Ve kabus olacak her saniyen…Tıpkı benim sen senin de ben olman gibi… ”…Şimdi Günahlarım Yıkıyor Bedenimi…”
|