GuncelMekan.com

Güncel Mekan

Türkiye'nin En Güncel Forum Sitesi

A'dan Z'ye Kitap Özetleri

Kitap & Dergi icinde A'dan Z'ye Kitap Özetleri konusu , oman Özeti : BEYAZ GECELER DOSTOYEVSKİ KİTABIN ÖZETİ : Hikayenin ana karakteri olan yazar sekiz yıldır Petersburg’da yaşamasına rağmen hiç arkadaşı olmayan birisidir Ama o bunu kendine pek dert etmemektedir ...

Geri git   GuncelMekan.com >
..:: Eğitim & Kültür & Güncel Köşe ::..
> Eğitim Köşesi > Kitap & Dergi

Anlık İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et


Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #36 (permalink)  
Alt 02-14-2008
*QarizmatiX* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Devamlı Üye
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: <ZoNgUlDaK>
Mesajlar: 127
*QarizmatiX* will become famous soon enough
*QarizmatiX* - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

oman Özeti : BEYAZ GECELER DOSTOYEVSKİ

KİTABIN ÖZETİ : Hikayenin ana karakteri olan yazar sekiz yıldır Petersburg’da yaşamasına rağmen hiç arkadaşı olmayan birisidir Ama o bunu kendine pek dert etmemektedir Çünkü tüm Petersburg sokaklarının kendisine ait olduğunu düşünmekte olan bir hayalcidir Her gün saatlerce Petersburg sokaklarında gezer ve insanları, binaları izler Petersbug’da kendine ait köşeler seçer ve saatlerce buralarda tek başına hiç ayrılmadan oturur Petersburg’daki insanlar onun her şeyidir Onlar mutlu ve neşeliyse o da mutlu ve neşelidir onlar hüzünlüyse o da hüzünlüdür Yaz gelince herkes yazlıklara gittiğinde sokakların bomboş kalması onu hüzünlü bir ruh yapısına sokar Üç gün boyunca Petersburg’da oradan oraya dolaşır durur Ertesi gün yine böyle dolaşırken birden şehrin dışına çıktığını fark eder Geri dönmek yerine kırlara ve ormanlara doğru yürür Neşesi ve keyfi yerine gelmeye başlar Gece yarısına kadar dolaşırEvine dönerken nehir kenarında bir kızın parmaklıklara dayanarak ağladığını görür Kadınlarla arası iyi olmamasına rağmen kıza yaklaşarak seslendi Kız yazarın farkına varınca hemen oradan uzaklaşmaya başladı Yazar da kızın peşinden gitmeye başladı ancak bir süre sonra bıraktı Tam bu sırada kızın peşine başka bir adam takıldı ve kızın kolundan yakaladı Yazar hemen devreye girerek kızı adamın elinden kurtardı ve evine kadar kıza eşlik etti Bu sırada kız yazardan hoşlanmaya başlar Yazar da kızdan çok etkilenmiştir
ve onun niçin ağladığını öğrenmek ister Kız da onu daha yakından tanıdığı takdir de belki sorununun ne olduğunu söyleyebileceğini diyerek adamın hikayesini dinlemek için ertesi gün buluşmaya karar verir Buna en çok yazar sevinir İlk defa bir kadınla bu kadar yakın olarak konuşmuştur ve ertesi gün için ondan randevu almıştır Yazar tüm gün boyunca akşamın gelmesini sabırsızlıkla beklerGece sözleştikleri gibi buluşurlar Kız buluştuklarında yazarın hikayesini dinlemeye başlamadan önce onun kendisine aşık olmamasını ister Aksi takdirde onunla arkadaşlığını bitirmek zorunda kalacağını söyler Yazar bunu hemen kabul eder ve hikayesini anlatmaya başlar Ona ne kadar yalnız olduğunu, nasıl bir hayalci olduğunu, yani her şeyi olduğu gibi anlatır Kız yazarın hikayesini dinleyip de içinde bulunduğu durumu öğrenince yazara kendisinin onu asla bırakmayacağını söyler Aslında Nastenka’nın durumu da yazarınkinden pek de farklı değildir O da en az onun kadar yalnız biridir Nastenka ninesiyle birlikte kalmaktadır Anne ve babasını küçük yaşta kaybetmiştir Yaptığı bir yaramazlıktan dolayı ninesi onu iki yıldır kendi eteğine ilikleyerek bir yere gitmesini engellemiştir Bu nedenle o da çok büyük bir yalnızlık içindedir Ninesi kör olduğu için devemlı olarak tüm gününü ona kitap okuyarak ya da örgü olarak geçirmektedir Kızın ninesinin tavan aralı küçük, eski ve ahşap bir evi vardır Tavan arasını kiraya vermektedirler Bir gün tavan arasını taşralı biri kiralar Nastenka adama aşık olur Kiracı bir gün ayrılıp Moskova’ya gideceğini söylediğinde Nastenka onu da götürmesi için kiracıya yalvarır Kiracıysa fakir biri olduğunu, onu o an için Moskova’ya götüremeyeceğini ve evlenemeyeceğini, tam bir yıl sonra geri döneceğini, döndüğünde o da isterse ondan başkasıyla evlenmeyeceğini söyler ve ertesi gün ayrılır Yazarın Nastenka’yla karşılaştığı gün bir yıl dolmuştur fakat kiracı sözünde durmayarak gelmemiştir Yazar kızı teselli etmek için ona bir mektup yazmasını ister Kız yazdığı mektubu yazara vererek ondan mektubu ona iletmesini ister Yazar mektubu kızın verdiği adrese teslim eder ama iki gün boyunca bir cevap gelmez Bu arada yazar da kıza aşık olmuştur ama onu kaybetmek istemediği için bunu söyleyemez İki gün boyunca kiracıdan bir mektubun gelmemesi kızı çok üzer Yazar kızın bu üzüntüsü karşısında kendisini daha fazla tutamaz ve onu sevdiğini söyler Kız ilk başta çok şaşırır Ama kiracı gelmeyerek onun sevgisini hiçe saymıştır Böyle bir adamın sevgisini hakketmediğini düşünür Kendini seven ve değer veren biri varken neden başkasını beklediğine bir anlam veremez ve o da yazarı sevdiğini söyler İkisi beraber Petersburg sokaklarında mutlulk içinde dolaşmaya ve evlilik hayalleri kurmaya başlarlar Petersburg sokaklarında el ele dolaşırlarken karanlıkta bir adam görürler Adam bunlara yaklaştığında Nastenka birden durur Adam yavaşça onlara yaklaşır ve Nastenka’ya seslenir Nastenka hemen ona koşar ve el ele tutuşarak karanlık içinde kaybolurlar Ertesi gün Nastenka yazara bir mektup gönderir ve ondan özür dileyerek onu affetmesini ister Mektupta bir hafta içinde evleneceklerini, eşini onunla tanıştırmak istediğini ve ölene kadar onunla arkadaş kalmak istediğini söyler Yazar Nastenka’ya kızamaz Ona yaşatmış olduğu dört gün için Nastenka’ya minnettardır


ANA FİKİR : Kitapta aşkın insanlar için ne kadar önemli olduğu, hayattan ve insanlardan tamamen kopmuş birini bile tekrardan canlandırdığı, aşık olunan kişiden kolay kolay vazgeçilemeyeceği, sevilen kişi sevene ne kadar acı çektirirse çektirsin ona karşı bir kin güdülemeyeceği öykünün ana fikrini oluşturuyor


KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ


YAZAR : Petersburg’da sekiz yıl geçirmesine rağmen hiç arkadaşı olmayan biri Ancak bu durumdan pek de şikayetçi sayılmaz Oturmak için çoğu zaman cehennemin bucağındaki yerleri seçer Gündüz ışığından kaçmak için oralara sığınır ve sümüklü böcek gibi oradan ayrılmak bilmez Hayalci, yalnız ve fakirdir Kendini kimseye benzemeyen, gülünç bir adama benzetiyor Kendine özgü bir tabiatı olduğuna inanıyor

NASTENKA : On yedi yaşında, sevimli, esmer bir kız Küçükken anne ve babasını kaybettiği için ninesiyle kalıyor Fazla eğitimi yok Ninesi onu eteğine iğneleyerek bir yere gitmesini engelliyor Bütün gününü kitap okuyarak ya da örgü örerek geçiriyor Bu yüzden de çok yalnız bir kız Kiracılarına aşık

NASTENKA’NIN NİNESİ : Eskiden zengin biridir Tavan aralı eski ve ahşap bir evi vardır Geçimini dul maaşı ve tavan arasının kirasıyla sağlamaktadır Kör ve yaşlı bir kadındır

KİRACI : Taşralı, Petersburg’a yeni gelmiş, orta yaşlı, yakışıklı, fakir, bir yıllığına iş için Moskova’ya gitmiş birisi


KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER

Kitapta yazar biraz sanatsal bir dil kullanmıştır Kişileri yalnıca davranış ve ilişkilerini betimlemekle kalmayıp, bütün bunların altında yatan ruh durumlarını da çok iyi bir şekilde yansıtmıştır Olaydaki ana kişi ne kadar söylediklerini bir yerlerden okuyormuş gibi görünse de diğer kahraman olan Nastenka’da aynı şeyi görememekteyiz Yazar öyküyü çok akıcı bir şekilde bizlere aktarmakta Yine diğer kitaplarıyla karşılaştırdığımızda olayın yine Petersburg şehrinde geçtiği dikkati çekmektedir Arkadaşlara bu öyküyü okumalarını tavsiye ederim


FİODOR MİHAYLOVİÇ DOSTOYEVSKİ
Rus romancısı ( Moskova, 1821- Petersburg, 1881 )
1837 yılında Petersburg Askeri Mühendislik Okulu’na girdi 1843’te öğrenimini tamamladı; ama ertesi, yıl edebiyatla uğraşmak için ordudan ayrıldı
İlk romanı İnsancıklar’ın ilgi görmesi üstüne edebiyat çevrelerine girdiyse de, çok geçmeden döneminin önde gelen yazarlarıyla bozuştu Özgürlük yanlısı gençlerle ilişki kurup, dostlarıyla birlikte yönetime karşı komplo düzenlemek suçuyla tutuklandı ve ölüm cezasına çarpıldı Cezanın yerine getirilmesine birkaç dakika kala, cezası dört yıl sürgüne çevrilerek, Sibirya’ya gönderildi Orada sara hastalığına yakalandı ve ömrü boyunca bu hastalıktan kurtulamadı
Cezası bittkten sonra Semipalatinsk’teki bir alayda er olarak yeniden silah altına alındı Önce astsubaylığa, daha sonra da subaylığa yükseldi Mariya Dimitrievna İrsayev’le evlendi Karısı birkaç yıl sonra veremden öldü
1959’da Petersburg’a dönebilme iznini elde ederek, kardeşiyle Vremia (Zaman) dergisini kuran Dostoyevski, kumar tutkusundan ötürü büsbütün yoksullaştı ve borçlarından kurtulmak için gece gündüz, kendini tüketircesine çalışmaya koyuldu Dergisi yasaklanınca, Epokha (Dönem) adlı bir dergi çıkardı; ama bu kez de başarılı olamadı ve tutuklanmaktan kurtulmak için yurt dışına kaçmak zorunda kaldı Ülkesine dönünce , Suç ve Ceza’yı yayımlayarak büyük bir başarı kazandı ve sekreteri Anna Snitkana’yla evlendi İsviçre ve Almanya’da dört yıl geçirdikten sonra Rusya’ya dönerek, Bir Yazarın Günlüğü adlı aylık bir dergi çıkarmaya başladı Karamazov Kardeşler yayımlandıktan sonra , bir akciğer kanaması sonucu öldü
BİLİNÇALTININ FELSEFESİ
Dostoyevski, insanın iç dünyasına yönelmiş, o ana kadar karanlıklarda kalmış bilinçaltını aydınlatmaya çalışmıştır: Nietzche “Bana ruh bilim konusunda bir şeyler öğreten tek kişi Dostoyevski’dir” demiştir Gerçekten Dostoyevski, kişilerin yazgılarını dokurken, onların yalnızca davranışlarını, ilişkilerini, tepkilerini betimlemekle kalmayıp, bütün bunların altında yatan ruh durumlarına yer vermiş bir sanatçıdır
Dostoyevski yapıtlarında kompozisyona ve biçime pek önem vermemiş, para gereksinimlerini karşılamak için hep çalakalem yazmış, romanlarında, önceden kurduğu çatıya çok ender uymuştur; üslubu karmaşık, hatta yer yer baştan savmadır Ama bir sözcükten, bir düşünceler ve duygular bütünü çağrıştırmayı ve sanat ile tutkunun birbiriyle kaynaştığı sahnelerde kusursuzluğa ulaşmayı başarmış bir yazardır

ESERLERİ
Öykü: Beyaz Geceler, Yer Altından Notlar vb
Anı-roman: Ölüler Evinden Anılar
Roman: İnsancıklar, Netoçka Nezvanova, Ezilenler, Kumarbaz, Suç ve Ceza, Budala, Ebedi Koca, Ecinniler, Delikanlı, Karamazov Kardeşler


İhtiyarlamadan önce gençliğin,
Hasta olmadan önce sıhhatin,
Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin,
Fakirlik gelmeden önce zenginliğin ,
Ve ölmeden önce hayatın değerini bil


(Hadîs-i Şerif)

Alıntı ile Cevapla
  #37 (permalink)  
Alt 02-14-2008
*QarizmatiX* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Devamlı Üye
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: <ZoNgUlDaK>
Mesajlar: 127
*QarizmatiX* will become famous soon enough
*QarizmatiX* - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

KİTABIN ADI BUDALA DOSTOYEVSKİ

1KİTABIN KONUSU :
Romanın kahramanı Prens Mışkin, saralıdır Tedavi gördüğü İsviçre'den döndüğünde elindeki giysi çıkınından başka hiçbir şeyi yoktur Yaşamı kendi iç dünyasını seyre dalmakla geçmektedir İnsanlarla her türlü alışverişten arınmıştır Budalalık derecesinde iyi olan Prens Mışkin, tam bir ermiş kişidir, sevmekten başka bir şey gelmez elinden Müthiş bir zeka sahibidir Çevresindekiler, onu her zaman yadırgarlar, ama onsuz da edemezler Kendisi de saralı olan Dostoyevski, romanının kahramanına kendi kişiliğinden pek çok şey koymuştur Prens Mışkin'in anıları, aslında Dostoyevski'nin anılarıdır Prens Mıskin'in romanının bir yerinde anlattığı, siyasal görüşlerinden dolayı kurşuna dizilme cezası alan bir adamın öyküsü, aslında Dostoyevski'nin başından geçmiş bir olaydır Bir tutku romanı olan Budala, Dostoyevski'nin yazdığı ilk büyük aşk romanıdır

2KİTABIN ÖZETİ :
Hasta prens Mişkin Rusya’dan İsviçre’ye Şnayder adlı bir doktorun kliniğine yollanır Prens çok acı çeken bir insandır ve ara sıra hastalığıyla ilgili nöbetler geçirmektedir Nöbet geçirdikten sonra budalalaşır ve afallar Çocukları çok seven prens köydeki çocukların kalbini kazanmasıyla iyileşme sürecini de ivmelendirir
Köydeki yoksul bir kızla ilgilenmesinden dolayı da çevresi tarafından ayıplanmaktadır Nedeni ise kızın annesinin ölümünden sonra lanetlenmiş olmasıdır İsviçrede üç sene kalan prens bir çok acılarla Rusya’ya döner ve soyunun son bireyiyle tanışmak için atılımlarda bulunur Onunla tanışması aynı evde yaşayan Ganya ile tanışmasına da vesile olur Ganya prense Nastasya’nın portresini gösterir ve prens artık Nastasya’ya çoktan vurulmuştur Onu her ne pahasına olursa olsun aramaya başlar ve sonunda da bulur ve evlenme teklif eder Buhranlı bir dönemde olan Nastasya bu teklifi kabul eder gibi yapıp reddeder ve Rogo Jin adındaki biriyle evlenmeye karar verir Bu evlilikten sonra tekrar Mişkin’e kaçan Nastasya daha fazla dayanamayarak tekrar geri döner
Hala Moskova’da bulunan Mişkin Nastasya’yı aramak için Petersburg’a gelir Prens Mişkin Nastasya’yı aradığını bir sır gibi saklamaktadır Bu günlerde Prens Mişkin bazı özel günlerde evinde partiler verir ve bu partilere de kitabındaki bütün kahramanları çağırır Bu kişilerden Aglea adındaki kadın ise Prensi deliler gibi sevmektedir ve ona “Yoksul Şövalye” gibi imalarda bulunmaktadır Bunları ise mektuplarında sık sık dile getirmektedir Sonunda aglea ile Prens Mişkin nişanlanmaya karar verirler Böylece Prens ikinci kez Ganya’nın sevdiği kadını elinden alır Ancak bu nişandan da vazgeçen Mişkin Nastasya ile evlenmeye karar verir Ancak aynı zamanda Aglea’yı çok sevdiğini de bilmektedir Nastasya ile evlenecekleri sırada Rogo Jin gelir ve Nastasya’yı sessizce alır gider Mişkin bunu sakince karşılar ve birşey diyemez Rogo Jin Nastasya’yı Petersburg’ta öldürür ve bunu da Prens gelince öğrenir ve tekrar krize girerek budalalaşır En sonunda Şnayder’in kliniğine gönderilir Aglea ise Polonyalı bir Coutla evlenir Rogo Jin ise 15 yıllığına İsviçre’ye sürülmüştür

3KİTABIN ANA FİKRİ :
Kitapta vurgulanmak istenen nokta; insanlar için sevginin çok önemli bir kavram olduğu ve onsuz yaşanamayacağının kesin olduğudur İnsanlar için sevdikleri o kadar değerlidir ki o varlıkları kaybetmeye tahammül edemezler tıpkı Prens Mişkin gibi

4KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Kitapta genel olarak on üç karakterden bahsedilmektedir Bunlardan en önemlileri şunlardır:
1 PRENS MİŞKİN : Kendi iç dünyasında yaşayan, herkese güler yüzle davranan, budalalık derecesinde iyi ve insanları sevmekten başka birşey yapamayan bir prenstir
2 ŞNAYDER : Prens Mişkin’in hastalığından dolayı yardım istediği, kendini ispat etmiş ve prensi kurtarmak için tüm gücünü kullanan iyi bir doktordur
3 AGLEA : Prensi deliler gibi seven ve onu kaybetmemek için herşeyi göze alabilen, güzel ahlaklı ve gayet alımlı bir bayandır

5 KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
Anlatım yönünden üst düzeyde olan kitapta; çok uzun cümleler kullanılarak okuyucunun cümlede anlatılmak istenen manadan uzaklaşmasına sebebiyet verilmştir Yine de bu uzun cümlelere rağmen roman akıcı ve sürükleyici olmasıyla okuyucuyu kendine bağlamaktadır

6KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :
Rus edebiyatının en büyüklerinden olan Dostovyevski, 1821 Moskova doğumludur Orta sınıf bir aileden gelen yazarın babası, yoksullar hastanesinde cerrahtı Dostovyevski ilk eğitimini ailesinden aldı Romanlarının tümünde, ailesinin çektiği sıkıntıların ve tanık oldukları yoksulluğun etkisi görülebilir Çok çalkantılı geçmiştir Dostovyevski’nin hayatı 17 yaşında askeri akademiye girmiş ama oradaki katı disipline uyamayıp ayrılmış, Norodniklerin siyasi görüşlerini benimsemiş, 1849’da idama mahkum edilmiş ve tam idam sehpasında öğrenmiştir cezasının sürgüne çevrildiğini Ölümün kıyısından dönen ve Sibirya’daki sürgün yaşantısında zor günler geçiren Dostovyevski’nin siyasi görüşlerinin temelden farklılaştığını söyleyebiliriz Kişiliğini derinden etkileyen epilepsi nöbetlerinin sıklaşması da bu tarihte başlar Artık mistik bir dünya görüşü egemendir Dostovyevski’nin metinlerinde
Bu günlerde Orhan Pamuk’un editörlüğünde başlayan Dostovyevski dizisinin ilk kitabı olarak yayınlanan “Ecinniler”, Dostovyevski’nin Norodnik ve ateist geçmişine dair bir özeleştiridir Sürgün dönüşü; aşkları, evlilikleri, Avrupa seyahatleri, kumar tutkusu ve geçim sıkıntıları, Turgenyef’le olan çekişmelerleriyle geçirdi ömrünü bu büyük yazar Çoğu kitabını yayıncılardan aldığı “kaporalar” nedeniyle çok kısa sürelerde tamamladı ve bugün dünyanın en çok satan yazarları arasında olan Dostovyevski, 1881 yılında geçim sıkıntıları içinde hayata veda etti


İhtiyarlamadan önce gençliğin,
Hasta olmadan önce sıhhatin,
Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin,
Fakirlik gelmeden önce zenginliğin ,
Ve ölmeden önce hayatın değerini bil


(Hadîs-i Şerif)

Alıntı ile Cevapla
  #38 (permalink)  
Alt 02-14-2008
*QarizmatiX* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Devamlı Üye
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: <ZoNgUlDaK>
Mesajlar: 127
*QarizmatiX* will become famous soon enough
*QarizmatiX* - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Roman Özeti : ERMENİ İDDİALARI VE GERÇEKLER DRHÜSAMETTİN YILDIRIM

1KİTABIN KONUSU:

IDünya Savaşı esnasında Ermenilerin izlemiş oldukları politika

2KİTABIN ÖZETİ:

Asya ve Avrupa kıtaları arasında köprü konumunda olan Türkiye;Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğazları,Ortaasya,Kafkasya ve Ortadoğu’daki doğal enerji kaynaklarının kesiştiği noktadaki jeopolitik konumuyla bütün dünyanın dikkatini çekmektedir

Geçmişte Osmanlı İmparatorluğu,bugün de Türkiye,bu jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı çeşitli entrikaların çevrildiği bir alan olmuşturİmparatorluğu parçalayarak tarih sahnesinden silmek isteyen sömürgeci devletler,bu entrikalarında yüzlerce yıldır Türklerle dostça yaşayan Ermenileri de kullanmışlardır

Tarihte olduğu gibi günümüzde de Ermeni toplumu üzerinden siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışan ülkeler olmaktadırBazı ülkelerde Türkleri ve Türkiye’yi sözde soykırımla tanımaya yönelik kararlar parlemento gündemlerine getirilmektedir

IDünya Savaşı’ndan önce çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler,Türklerin Anadolu’ya girişlerini takiben;bir yandan Türklüğün adil ve insani töresinden yararlanmışlardırAskerlikten,kısmen de vergiden muaf tutulurken ticarette,zanaatta,çiftçilikte ve idari işlerde yükselme fırsatını elde etmişlerdirHatta devlet kademelerinde de önemli görevlere yükseleneler vardır

Ancak,Osmanlı Devleti’nin zayıflamaya başladığı dönemlerde,hemen her konuda Avrupa’nın müdalesi baş gösterince,Türk-Ermeni ilişkilerinde bozulmalar başlamıştırIdünya Savaşı sırasında ise,Osmanlı askeri olarak düşmana karşı savaşan veya geri hizmetlerde çalışan Ermiler de bulunmasına rağmen,bunların büyük bir kısmı cephede düşmanla birlikte Türklere karşı savaşmış,yüz binlerce Müslüman’ın hayatına kastederek Anadolu’yu bir harabe haline çevirmişlerdir

Çıkarılan Sevk ve İskanla ilgili mevzuata uymadıkları gerekçesiyle toplam 1397 Ermeni çeşitli cezalara çarptırılmıştırSavaş bölgesinde oturan ve birliklerin hareketini engelleyen,karşı tarafa istihbarat sağlayan,yardım ve yataklık yapan ya da düşman ile birlikte onun safhında hareket eden halkların ve grupların cephe gerisine gönderildiği görülebilirSevk ve İskanın bir amacı da sivil halkın savaştan zarar görmesini önlemektir
Türkiye’de bugün,anne ve babaları ve büyükanne ve büyükbabaların IDünya Savaşı’nın korkunç olaylarına ilişkin hikayelerini hatırlayan milyonlarca kadın ve erkek vardırBu hikayelerde,tecavüzler ve evlerden zorla çıkarılmalar anlatılmaktadırKendilerine sorulduğunda,ailelerinin geçmişini üzüntü ve kızgınlık içinde anlatmaktadırlar

Ermeniler gibi,Türkler de düşmanları tarafından öldürülmüşlerdirnlar açısından düşmanlar çoğu zaman Ermeniler olmuşturTürkler de Ermeniler gibi zamanında zorunlu göçlere maruz kalmışlar ve bu göçler sırasında çok sayıda insan hastalık ve açlıktan ölmüştür

Türk bilginleri ve Türk hükümeti her iki tarafın yaşadığı acıları fark etmeye ve üzülmeye başlamıştır,ancak en çok hatırlarında kalan,doğal olarak kendi insanlarının çektikleridir

Türler kendileri,tarihlerini saptıranlara karşı çıkmamış olmaktan dolayı suçludurlar1912 ve 1922 yılları arasında korkunç savaşlardan sonra Türkiye büyük bir harabeye dönmüştürŞehirler yıkılmış çiftlik hayvanları öldürülmüş,ağaçlar ve ekinler geride hiçbir tohum kalmaksızın yakılmıştırBunula birlikte,yine de bazıları savaşların devam etmesini istemiştirTürklere ait olan topraklar düşmanların elinde kalmıştırSavaşlarda herşeylerini kaybedenlerin akıllarında intikam duygusu yer etmiştir Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni bu duyguların yönetmesi halinde daha fazla ölüm olayı yaşanacaktı Mustafa Kemal Atatürk hükümeti bu nedenle geçmişteki kayıpları görmezlikten gelen ve eski düşmanlarla barış imzalayan bir politika ortaya koymuştur Türk hühmeti, Ermenilere ve diğerlerine karşı Türk davasında baskı yapılmasının eski nefrtleri canlandıracağını ve savaşa davetiye çıkaracağını hissetmiştır Bu yüzden Türkler dertleriyle ilgili hiç birşey söylememişlerdirbu, o dönem için alınabilecek en doğru karardı Hiç kimsenin Türkler adına konuşmaması ise bu noktadaki olumsuz sonucu oluşturmuştur

Türkler, ancak Ermeni teröristlerin Türk diplomatları öldürmeye başlamasından sonra politikalarını değiştirmişlerdir Arşivlerini açmışlar ve savaş dönemine ait belgeler yayınlamaya başlamışlardır Bunlar, yıllar boyu sürecek, tekrar edilen bilimsel bir araştırmanın bir parçası olmuştur

3KİTABIN ANA FİKRİ:

Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdirYazan yapana sadık kalmadığı müddetçe değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet kazanır

4KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Tamamen gerçek,yaşanmış ve anlatılması duygu bakımından acı veren olaylarla kaplanmıştır

5KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Akıcı,etkileyici ve okudukça okuyucuyu sürekli olarak olayları sanki kendisinin yaşadığını anlamasını sağlayan harika bir kitaptır

6KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:

1943 yılında Adana’da doğduilköğretimi Adana Mehmetcik ilkokulu,Ortaöğretimi Nurettin Ersin ve mütakiben Atatürk Lisesi’ni bitirdi1960 yılında ankara Dil-tarih Coğrafya Fakültesi’ne girmiş ve 1981 yılında aynı üniversitede master ve doktorasını tamamlamıştırAynı üniversitede öğretim üyesidir ve ileri seviyede Almanca,ingilizce bilgisi vardırBu çeşit birçok eseri vardır


İhtiyarlamadan önce gençliğin,
Hasta olmadan önce sıhhatin,
Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin,
Fakirlik gelmeden önce zenginliğin ,
Ve ölmeden önce hayatın değerini bil


(Hadîs-i Şerif)

Alıntı ile Cevapla
  #39 (permalink)  
Alt 02-14-2008
*QarizmatiX* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Devamlı Üye
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: <ZoNgUlDaK>
Mesajlar: 127
*QarizmatiX* will become famous soon enough
*QarizmatiX* - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

KİTABIN ADI : CANBAZ EMİNE IŞINSU

YAZAR HAKKINDA BİLGİ :
Eskişehir doğumlu Ankara Kız Lisesi mezunu Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde Alman Dili ve Edebiyatı , Latin Dili ve Edebiyatı okudu 1965 yılında Alman Dili ve Asistanı oldu Birçok araştırmasıyla Doktor, Doçent ve Profesör oldu Alman, Avusturya ve İsviçre edebiyatlarından çevirileri yayınlandı 1970 dönemlerde politika ve siyaset üstüne çeşitli kitaplar yazdı ve o dönemi yakından takip etti


KARAKTERLER :

Sevgi Selen ATASOY:Gazi Eğitim Entitüsü,İngilizce Bölümü Öğrencisi

Gülnaz ATASOYelen’in Annesi, Birleşik-Yağ-İş Sendikası Başkanı

Atakan ATASOYelen’in Amcası, Yurt İşçileri Sendikaları Konfederasyonu görevlisi

Akif KOÇSA:Fabrikatör

Tülin KOÇSAkif Koçsa’nın Kızı,Siyasal Bilgiler Basın Yayın Yüksekokulu Öğrencisi

Sevim GÜNansiyon Sahibesi

Mehmet GÜNevim’in Yeğeni, Siyasal Bilgiler Fakültesi Mezunu

İlhan KASAPOĞLU:Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mezunu

Mahmut GÜLERYÜZ:Yurt İşçileri Konfederasyonu Başkanı

Vehbi IŞIK:İşçi Sendikaları Genel Sekreteri

Zühtü KAYMAKoyum-İş Sendikas Başkanı

KİTABIN ÖZETİ :

Romanın kahramanı Selen, ilk bölümde onun yaşantısından bahsediliyor O zamanın modern eğitimi eleştiriliyor
Ankara Gaziosmanpaşa’da Sevim Gün’ün pansiyonu, İstanbulda Gülnaz Atasoy, dolayısıyla işçi sendika kapitalist çevreleri ve olaylara sol ve sağ eylemci olarak katılanların memleketi Sivas Sivas Anadolu’yu, Doğu’yu temsil eden, çeşitli toplumsal özellikleriyle olaylara karışmaya yatkın insanları olan bir kent
İdeolojik eylemciliğin nedenlerini genellikle solda birer psikolojik defekte arayan Işınsu, Koçsa’nın kızı Tülin’in üvey ana baba yaşantısına, yani sevgi eksikliğine bağlarken, edebiyat öğretmeni Nebahat Hanımın kısırlığını, bu yüzden kocası tarafından terkedilmişliğini vurguluyor
Romanın bir başka yerinde yazar, solculukla komplekslik arasında bağıntı görme eğilimine deyiniyor
Romanın sembolik başlığı, eser içinde birkaçkez yormlanıyor: Canbaz, pansiyon sahibi Sevim’in bir buluşu olarak açıklanıyor
Sevim, roman kurgusu içinde yazarın görünürde en çok özdeştiği figür Yazar olarak kişileri ve olayları nesnel bir mesafeden görüp göstermek gereğini duyuyor Sevim partisiz olduğunu söylüyor Ama bir konuşmasında kültür politikasını eleştirirken, Türk gençliğinin içinde bulunduğu huzursuzluğu yorumlarken sorunlara hangi partinin perspektifinden baktığı ortadadır
Kişilerin davranışlarını, onların çevreleriyle ve ruh halleriyle, en çok da çocukluk ve eğitim izlenimleriyle ilişki içinde görme eğilimi, romanın Sevim Abla figüründe olduğu gibi yazarında da var Mesela kapitalist Akif Koçsa’nın Zara’da bir bakkal çocuğu ve öksüz olarak yetişmesi, ama o yaşlarda herkesi şaşırtan, arkadaşlarını öfkelendiren bir ticaret zihniyeti geliştirmesi ilginç örneklerle anlatılıyor
Roman kurgusu içinde figürlerin iki kutup oluşturan dağılımında, öğrenci olaylarına karışan gençlerden İlhan’la Ali’nin hayat hikayeleri, onların nasıl eylemci olduklarına ışık tutar gibi işlenmektedir Sivaslı İlhan, çocukluk ve ilk gençlik yıllarında kendini dine kaptırıyor, yaşıtlarıyla değil kendinden büyüklerle “hacı hoca takımı”yla arkadaş oluyor
Karşı kutbun genç eylemcisi Ali Çubuk, Sivas’ın Zara ilçesinden Ankara’ya göçüp kapıcılıkla geçinen ailesinin trajedisini dile getiren bir figürdür Onun kişiliğinde ve hayat hikayesinde, şehirleşme olgusunun bütün negatif yönleri ortaya çıkar Çalışkan, gayretli, iyi niyetli ve saf Anadolu çocuğu Ali, Çankaya Lisesinde bir yıl içinde harcanır gider Romanda Ali Çubuk’un işlendiği bölümde yazarın tutumu genelde mesafelidir
Ali’nin , ailesinden tümüyle kopmasına sebep olan olay, “Mart ayında” askeri birliklerle Orta Doğu Üniversitesi öğrencileri arasında çıkan çatışmaya küfreden babasına Ali’nin gösterdiği tepkidir
Baba ocağından kovulduktan sonra Ali, örgütün kendisine oynadığı oyunu öğrenir, fakat kurtulmak için hiçbir çaba göstermediği gibi düşünme yeteneğini kaybeder, roborlaşır, sonunda da eline verilen silahı “denemek için “ bir adam öldürür: Akif Koçsa Ali’nin içine düştüğü örgüt ve zihniyet, romanda doğrudan doğruya “olumsuz kutup” niteliğindedir: Dinsizlik, Allahsızlık, aile kavramından yoksunluk, namussuzluk, vb Özellikler ilgili figürlerin türlü davranışlarında ve konuşmalarında dile gatirilmiştir Buna karşılık Ülkücüler, hem İlhan’ın kişiliğinde olumlu kutbu canlandırır, hem de mesela Atakan ile Mahmut’un sohbetinde geçerler
Emine Işınsu, romanının karşıt düşünceli eylemci figürlerinin ortak yanını Sivas kökenli oluşlarında, başka deyişle büyük şehrin Batılı eğitim görmüş burjuva öğrencileri karşısında ezikliklerini yenmek için verdikleri mücadelede görüyor
Romanın olaylara ve insanlara karşı mesafeli gençleri, Selen ile Mehmet’in Ankara ve İstanbul’da yerleşmiş olmaları bu bağlam içinde anlamlıdır Sevim Ablanın yeğeni Mehmet, Orta Doğuda okumuştur, İlhan’I Ülkü Ocağının bir toplantısında dinlediğinde ilginç bulmuştur, onun ötekilerdenfarklı olarak kalıplara bağımlı düşünmeyişini beğenmiştir, ama onlara katılma konusunda çekingendir, mesafeli kalmaktan yanadır
Oysa Emine Işınsu bu ikifigürüne uygun gördüğü mesafeli tutumu genelde benimsememektedir 1970’in Şubat ayında olayların doruğuna ulaştığı sırada resmi çevrelerin ve aydınların yorumunu yadırgar
1970’lerin politik çalkantıları, romanda öğrencilerden başka işçi sendikacı patron düzeyinde ele alınıyor Selen’in annesi Gülnaz Hanım,sendikacıdır ve işçileri için çocuk yuvaları, kreşler açtırmak amacıyla fabrikayı greve götürür Bu grev sırasında yaşadıkları, sendikalara sızan çıkarcıların kirli işlerini ve kapitalistlerin oyunlarını öğrenmesine yardımcı olur
Emine Işınsu’nun eleştirdiği kurumlardan biri de basın Gazetelerin satın alınabilirliğini, sermayece yönetilebilirliğini çeşitli yönleriylesergiliyor
Romanın odak sembolü, esere adını veriyor:Canbaz Denge sağlama aracı canbaz sopası ile ideolojiler arasında bir bağıntı kurulurken, hayatın tehlikesi ve insanın kendini kanıtlama güdüsü de ip ve canbaz semboliğinde dile getiriliyor
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: “canbaz”, Emine Işınsu’nun romancılığını kanıtlayan bir eser Türkiye’nin problemli bir dönemini kendi siyasal görüşü açısından , ama sanatlı, biçim bilinci içinde göstermektedir


İhtiyarlamadan önce gençliğin,
Hasta olmadan önce sıhhatin,
Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin,
Fakirlik gelmeden önce zenginliğin ,
Ve ölmeden önce hayatın değerini bil


(Hadîs-i Şerif)

Alıntı ile Cevapla
  #40 (permalink)  
Alt 02-14-2008
*QarizmatiX* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Devamlı Üye
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: <ZoNgUlDaK>
Mesajlar: 127
*QarizmatiX* will become famous soon enough
*QarizmatiX* - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Roman Özeti : Çanlar Kimin İçin Çalıyor Ernest HEMINGWAY

KİTABIN ÖZETİ :
Roberto Jordan, çok zor bir göreve seçilmişti Gerçi daha önce birçok defa yaptığı işlerden biriydi ama yinede General Golz onu bu görev için bizzat kendi görevlendirmişti General Golz’un tümeninin taarruza başlamasıyla beraber köprüyü uçurması gerekecekti Uçakların bomba sesleri duyulunca köprü uçmuş olacaktı
Yaşlı bir adam ona kılavuz olarak verilmişti 68 yaşına rağmen dinç ve kuvvetli bir görüntüsü vardı Dağda Amerikalıya yardım edecek çetelerin hepsini tanıyordu Gerçi çoğu işe yaramaz adamlardı ama tren işini iyi yapmışlardı Kaşkin görevini çok iyi yapmış, treni bölgedeki çetelerle beraber havaya uçurmuştu Daha sonrada başka bir iş esnasında ölmüştü
Yaşlı adam Roberto ‘yu köprüye götürdüprünün iki yanında iki nöbetçi vardı ve biraz uzağında 7 askerin kaldığı bir karakol vardı Dinamitleri, yarım saatlik uzaklıkta bir tepede olan Pablo’ nun yerine götürdüler Ağaçların arasında olan bu yerde Pablonun dört atı vardı Pablo 50 yaşını geçmişti, çok akıllı ve tecrübeli bir adamdı Tren işinde o da vardı Çingene, Fernando, eşi Pilar ‘da Tren işi esnasında kurtardıkları Maria’ yı hepsi de taşımışlardı
Pablo Cumhuriyetçiydi, çetelerin hepsi Cumhuriyetçiydi Ama köprü işini öğrendiğinde Pablo ‘nun hoşuna gitmedi bu iş Tren işi daha mantıklı idi Onun kadar kampta sözü geçen Pilar, Roberto ‘yu destekleyince diğerleri de desteklediler Pilar başkanlığı Pablo ’nun elinden aldı ve köprü için Roberto ‘ya yardım edeceğini söyledi El Sordo (diğer çete reisi) ‘nun da yardım edeceğinden şüphe yoktu Dağlarda yüzlerce adam olmasına rağmen El Sordo ‘nunkilerle beraber topu topu 18 kişi bulabilmişlerdi Diğerleri güvenilir değildiprünün imha edilmesinden dolayı Pilar ve Sordo adamlarıyla beraber bu bölgeyi terk etmek zorunda kalacaklardı O akşam Sordo gelmeyince ertesi gün Pilar ve Maria ‘yla beraber, Roberto Jordan El Sordo ‘nun yanına gitmeye karar verdiler Maria trenden baygın halde kurtulmuştu O zamanlar saçı tamamen kesilmiş olmasına rağmen, büyüdükçe Maria güzelleşmişti Maria ve Roberto birbirlerine ilk görüşte aşık olmuşlardı Pilar, Roberto ‘dan bu iş bitince kızı götürmesini istemiş, Roberto ‘da kabul etmişti
El Sordo Cumhuriyetçi ruhunu dağlarda koruyan ender çete reislerinden biriydi Roberto Jordan, El Sordo ‘nun kendisine yardım edeceğinden emin olmuştu Altı at vardı El Sordo, daha sonraki kaçış için gereken atları bulmak için gayret göstereceğini söyledi Ne de olsa köprü işinden sonra buralardan gitmek zorunda kalacaktı
Roberto, Maria ve Pilar akşama doğru barınaklarına döndüler Pablo köprü işinden yana değildi Roberto Jordan onu öldürmek zorunda olduğunu biliyordu Diğer adamların hepsi de onun ölmesini istiyorlardıprü işini bozabilirdi Pablo Bir an mağaradan dışarı çıkan Pablo ‘nun kaçtığını düşündü herkes Çünkü kaçarken birkaç dinamit lokumu da götürmüştü
Roberto dışarıda yatmaya alışkındı Gece bayağı ilerlemiş ve Maria ‘nın güzelliği onu büyülüyordu Maria sıcacıktı Bir ses üzerine arkaya dönünce Faşist Süvarilerden birini karanlıkların arasından zorda olsa seçebildi Tabancasıyla onu vurdu Tam kalbine gelmişti mermi Diğer süvarilerinde gelmesi yakındı Adamlarıyla beraber pusu kurdu ve kardan ayak izini takip etmesini beklediği diğer süvarileri bekledi Süvariler bekledikleri gibi geldiler Onları farketmemişlerdi, ama ilerlemelerine devam edip gittiler
Silah sesleri Sordo ‘nun barınağından geliyordu Sordo ’nun yerini bulmuşlardı Birkaç saat sonra silah sesleri kesildiğinde Sordo ve adamları ölmüştüArtık yalnızdılarprü sabaha uçurulacaktı
Pablo gece yarısı beş abamla geldi Pablo kaçamamıştı İhaneti kendine yedirememişti Roberto Pabloyu karşısında görünce ümitlendiprü işi olabilirdiPilar ve yanındakiler üstteki karakolu, Pablo yeni getirdiği beş atlı ile alttaki karakolu imha edecekti
Uçakların bombaları sabaha karşı duyuldu, Anselmo ve Roberto köprüdeki iki nöbetçiyi öldürdüler Roberto dinamitleri yerleştirirken acele edemezdi Neredeyse başarmak üzereydi Diğer iki karakoldan silah sesleri ardı ardına geliyordu Dinamitleri yerleştirdi ve Anselmo ile beraber ipi germeden köprüden bir miktar uzaklaştılar Pilar ve yanındakiler karakolu halletmişlerdi ama iki adamı ölmüştü Pilar‘ın Roberto ipi çekti ve köprü ortadan ikiye ayrıldı Gökden yağan demir parçalarından biri Anselmo ‘yu öldürmüştü Yaşlı adam çok küçük gözüküyordu
Pablo tek başına kurtulmuştu tanktan Karakolu imha edememişlerdi ama Pablo tek başına kurtulmuştu Artık herkese yetecek kadar at vardı Maria çok seviniyordu, Roberto yaşıyordu Atlarla hızla ilerliyorlardı Pablo ‘nun kaçmak için çok güzel planları olsa gerekti
Bayırı çıktıkça Roberto ‘nun atı yavaşlıyordu Zavallı hayvanın nefesleri bile hızlanmıştı Büyük bir gürültü ile Roberto ‘nun ayağı, düşen atın altında kalmıştı Ayağı kırılmış ve kırık kemik Roberto ‘nun kaslarını yırtmıştı Daha fazla ilerleyemezdi Yardıma gelenlerle vedalaşıp, orda kalmak istediğini söyledi Diğerleri giderlerken, biliyordu Daha General Golz ‘dan emir alırken böyle olacağını biliyordu

ANAFİKİRavaş tam anlamıyla bir yıkımdır, her iki tarafa da zarar verir ve aslında her insan öldürmekten pişmanlık duyar Aşk ise zaman ve mekan tanımaksızın bir savaşın ortasında dahi yeşerebilir

KİTAPTAKİ KARAKTERLER:

Robert JORDAN: Amerika’da bir ispanyolca öğretmeniyken İspanyol iç savaşının patlak vermesi üzerine birden bire bombacı olarak eğitilip İspanya’ya yollanmış olan kültürlü, bilgili ve yakışıklı bir İngiliz
Maria: Bir tren patlaması esnasında Pilar ve Pablo tarafından kurtarılan ve daha sonradan Robert Jordan’ın aşık olduğu genç kız
Anselmo:Yeni görevi için ona rehberlik edecek ve çetelerle bağlantısını sağlayacak olan yaşlı bir adam
Pablo:Robert Jordan’a yardım eden çetenin lideri
Pilarablo’nun kadını
Sordo: Bir çete lideri

ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Bence oldukça ilgi çekici ve sürükleyici bir konuya sahip olmasına karşın için deki uzun tasvirler bazı yerlerde akıcılığın bozulmasına ve can sıkıcı olmaya kadar varabiliyor Ama genel itibariyle güzel ve etkileyici bir kitap

YAZAR HAKKINDA BİLGİmerikalı yazar(Oak Park, İllinois, 1899-Ketchum, İdaho, 1961) Three Stories and Ten Poems (1923) ve Torrents of Spring’den(1926), Akıntı Adalarına(1970) değin bir dizi yapıtta, savaş deneyiminden kaynaklanan imgeci anlatımlardan, Kızılderililer ve Amerika kıtası üstüne yansımalı bir öyküden, ada ve Okyanus temalarına ilişkin kurgulara dek uzanan betimlemeleri öylesine titizdir ki, karşıt güçleri saptamada ve gerçeğin serinkanlı bir görüntüsünü önermede hep aynı inat vardır Savaş sürekli bir esin kaynağıdır (Silahlara Veda [1929], Çanlar Kimin İçin Çalıyor[1940], Irmağın Ötesi[1950] ) ve savaş konusu, av ve serüven öykülerinde (Afrika’nın Yeşil Tepeleri [1935], İhtiyar Adam ve Deniz[1952] ) ele aldığı aşk, moral gücü ve yalnızlık konularıyla birleşir 20’li yılların sürgününü anlatan Güne de Doğar(1926) ve Paris Bir Şenliktir(1964) adlı yapıtlarında yazarın gizli ruhsal zayıflıklarıyla kırılganlığının düşsel evrenini ortaya koymak için seçilen yollar sergilenir Hemingway, boğa güreşlerine ilişkin olarak anlattığı (Death in Afternoon, 1932) bu belirsizlikler nedeniyle intihar ederek öldü (1954 Nobel edebiyat ödülü)


İhtiyarlamadan önce gençliğin,
Hasta olmadan önce sıhhatin,
Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin,
Fakirlik gelmeden önce zenginliğin ,
Ve ölmeden önce hayatın değerini bil


(Hadîs-i Şerif)

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Avatar : Son Hava Bükücü Çizgi Flimi 1. Sezon Kitap Su Türkçe Dublaj İndir Download Nu-MeTaL Online Dizi İzle & İndir 39 05-13-2008 13:36 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:36 PM .