Türkiye'nin En Güncel Forum Sitesi
Kitap & Dergi icinde A'dan Z'ye Kitap Özetleri konusu , Roman Özeti : HUZUR AHMET HAMDİ TANPINAR 1 KİTABIN KONUSU: Mümtaz’ın Nuran’a olan aşkının öyküsü 2 KİTABIN ÖZETİ: Mümtaz ve Suat'ın Nuran'a olan aşklarıdır öykünün merkezi Mümtaz ve Nuran birbirini ...
|
|||||||
| Anlık İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
||||
|
Roman Özeti İKİ GÜZEL GÜNAHKAR AHMET RASİM
KİTABIN KONUSU: Kitap iki hikayeden oluşmaktadır Birincisi ‘Bedia’ ikincisi ise ‘Güzel Eleni’ ismindedir Birinci hikayede Bedia adlı güzel bir Osmanlı kızının yaşadığı aşklardan ve bir sevgilisinden aldığı intikamdan bahsedilir İkinci kitap ise Eleni adlı güzel bir Ermeni kızının yoksulluktan zengin bir şarkıcı olana kadar başından geçenleri anlatır![]() KİTABIN ÖZETİ: Bedia annesiyle yaşıyan güzel,cilveli ve erkekleri parmağında oynatabilen bir Osmanlı kızıdır Çapkınlığı ise dillere destandır Kaç sevgili değiştirdiğinin haddi hesabı yoktur Bedia kibar bir aile mensubudur Pederi zengin ve eğlenceye düşkündü Konaklarında hemen her gece eğlenceler düzenlenir, içkiler içilir, gülüp eğlenilirdi Bütün bunların Bedia’nın kişiliğinin oluşmasındaki etkisi tabiki tartışılamaz Bedia’nın ilk aşkı kendisine hayran olan mahalleden bir gençti Bedia türlü numaralarla genci iki sene içinde beş parasız bırakarak terketti İşte Bedia’nın maceraları böyle başlamıştı daha bir çoklarıyla gönül eğlendirdi Fakat Bedia’nın o kadar fazla erkekle beraber olmasına rağmen bir kişi devamlı aklında kalmıştır Kitabımızdaki esas olayda zaten budur Bedia gençle Çamlıca yolunda göz göze gelmişti Gencin adı Nazım’dı Yakışıklı yağız bir Osmanlı delikanlısıydı Cesaretini toplayıp Kağıthane’yi birbirine katan onun yüzünden silahların çekildiği kızla, Bedia ile konuştu Bedia’nın da ona kanı kaynamıştı Bedia ile Nazım’ın birlikteliği böyle başladı Nazım Bedia’yı çok seviyordu Kimi zaman günlerce Bedia’nın yaşadığı konağa kapanıyorlar gönül eğlediriyorlardı Bu sefer Bedia da kaptırmıştı gönlünü Yalnız Nazım bundan annesine bahsedemiyordu Çünkü Bedia adı çıkmış bir kızdı![]() Annesi bir gün oğlunu çağırarak artık Nazım’ın evlenmesi gerektiğini, ölmeden gelinini görmek istediğini söyledi Nazım ne yapacaktı Keşke Bedia namuslu bir kız olsaydı, diye düşündü Annesinin onu kesinlikle kabul etmeyeceğini biliyordu Annesine çok bağlı olduğundan onu üzmek de istemiyordu Kısa bir süre sonra annesi ölünce Nazım annesinin son isteğini yerine getirmek zorunda olduğunu düşündü Bir süre Bedia ile görüşmedi ve içine kapandı Ne sonunda Bedia’ya konuyu açarak ayrılmaları gerektiğini söyledi Bedia çok üzlümüştü ve içinde bir kin belirdi Nazım daha sonra namuslu bir kızla evlendi, düğününde ise Bedia’yı ağlarken görmüştü Uzun süre Bedia’yı sevgi ve acıma duygusuyla kafasından atamadı Bir gün Bedia ile sokakta karşılaştı ve Bedia onu çok özlediğini sadece biraz konuşmak istediğini söyledi İşte Bedia yine Nazım’ın kanına giriyordu Nazım kabul etti konuştular Bedia Nazım’ın aklına girip onu konağa götürdü İki gece beraber kaldılar Bedia Nazımı karısından boşanmaya ve kendiyle evlenmeye ikna etti Osmanlı adetlerine göre koca karısına boş bir kağıt gönderirse bu onu boşadığı anlamına geliyordu Nazım da karısına boş bir kağıt gönderdi İki gün sonra Nazım evine döndü Bir süre sonra Bedia’nın hizmetçisi gence bir tezkere getirdi nazım hiç şüphelenmeden açtı “Bey, bir kadını aldatmanın zararlı bir sonuç doğuracağını hesap etmediniz mi? Bir fahişe için karısını boşayan erkekten ne fedakarlık beklenebilir? Adiyö; beyim ben seveceğim erkeği buldum” Bedia Nazımdan intikamını almıştı ve kim bilir kiminle gönül eğlendiriyordu KİTABIN ANAFİKRİ: Bir kadını aldatmak çok kötü sonuçlar doğurabilir ![]() KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: • BEDİA: Güzel, erkekleri parmağında oynatabilen, eğlenceye düşkün, kinci bir Osmalı kadınıdır ![]() • NAZIM: Yakışıklı, annesine düşkün, temiz kalpli bir Osmanlı delikanlısıdır ![]() • BEDİA’NIN BABASI: Zengin, eğlenceye düşkün biridir ![]() • BEDİA’NIN ANNESİ: Kızının bir dediğini iki etmeyen biridir ![]() • NAZIM’IN ANNESİ: Geleneklerine bağlı oğlunun üstüne titreyen bir kadındır ![]() KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Kitap eski Osmanlı yaşamından güzel bir kesit veren zevkle okunabilecek bir eserdir Tavsiye ederim YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ: 1865’ te İstanbul’da doğdu Mahalle mekteplerinde başladığı eğitimini Darüşşafaka’da tamamladı Bir süre gazetecilik ve öğretmenlik yaptı Bir çok dergide makale, fıkra, gezi mektubu, anı türünde yazıları yayımlandı 1927’de İstanbul milletvekili oldu ve görevini ölümüne dek sürdürdü Servet- i Fünun döneminde yaşamış olmasına rağmen bu hareketin dışında kaldı 21 Eylül 1932’de İstanbul’da öldü İlk Sevgili (1891), Afife (1894), Güzel Eleni (1893), Meyl-i Dil (1897) gibi otuza yakın roman ve öyküsü ve bir çok fıkra, makale, çeşitli türlerde yazıları vardır![]() İhtiyarlamadan önce gençliğin, Hasta olmadan önce sıhhatin, Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, Fakirlik gelmeden önce zenginliğin , Ve ölmeden önce hayatın değerini bil ![]() (Hadîs-i Şerif) |
|
||||
|
KİTABIN ADI: DOSTLUĞUN GÜCÜ Alan Loy Mc GINNIS
1 KİTABIN KONUSU: insanların kendilerini karşısındaki insanlara sevdirmenin yolları ve bunda en önemli rolü olan dostluğu konu almıştır![]() 2 KİTABIN ÖZETİ : "Dostluğun gücü" isimli bu kitap, dört ana bölümden oluşmuştur Bu bölümler;- İlişkileri derinleştirmenin beş yolu, - Yakınlık kurmanın beş yolu, - İlişkiye zarar vermeden olumsuz duygularla başa çıkmanın iki yolu, -İlişkilerin kötüye gitmesi durumunda karşılaşabileceğimiz durumlar ![]() Yazar birinci bölümde; insanların çok zengin, iyi bir işinin, iyi bir eşinin olması durumunda bile çoğu kez mutlu olamadıklarını gözlemlemiştir Bu insanların mutlu olabilmeleri için; sıkıntılı günlerinde ya da zamanlarında en az onun sıkıntılarını paylaşabilecek bir yakını ya da dostunun olmasını, hiç haber vermeden evine ziyaret edebilecek dostunun bulunmasını, ihtiyacı olduğunda kendine borç verebilecek birinin ya da birilerinin bulunması gerektiğini dile getirmiştir![]() Yazar; yakınları açısından gerçek mutluluğu dostların miktarında değil, değerinde ve seçilmiş olmasında olabileceğini dile getirmiştir Yazar; ayrıca mutlu olabilmek için sevginin, şeffaf olmanın, dürüstlüğün, sıcak olmanın, duygularınızı zaman zaman açığa vurma cesareti göstermenin şart olduğunu ortaya koymuştur![]() Yazar; mutlu ve güçlü olabilmek için sevgi boyutunun önemli olduğunu, bunun zaman zaman nezaket kuralları ile zaman zaman bir hediye ya da gösterilecek olan tebessümle elde edilebileceğini, bizlere küçük gibi gelen bu duyguların karşı tarafa müthiş etkili olduğu kanaatindedir ![]() Yazar; her zaman yönlendirici olmanın dostlukların gelişmesini önlediğini, dostlukların kalıcı olması için eleştirilerin ölçülü ve dikkatli olmasını, herkesi olduğu gibi kabul etme gereğini, başka ilişkileri teşvik edici şekilde olunmasının gerekliliğini ortaya koymuş, bunu örneklerle anlatmıştır İnsanlarla yakınlık kurmak için; dokunma sanatını, övme sanatını, etkili konuşma sanatını iyi kullanmak gerektiğini, çocuklarla nasıl konuşulması gerekliliğinin önemli olduğunu, onlara onların anlayacağı dilden konuşarak onlarla mükemmel iletişim kurulabileceğini ve onların çok şeyler yapabileceği mesajının verilebilmesi gerektiğini belirtmiştir![]() Yazar; öfke gösterdiğimiz takdirde karşı tarafında gösterebileceğini ve hazırlıklı olmamız gerektiğini, daima iyi bir dinleyici olunmasının gerekli olduğunu, bu sayede kendilerinin dinlendiğini farkeden kişiler; kendilerine değer verildiğini düşünerek müthiş bir motive ile hem işlerine hem de hayata bağlanacaklardır demiştir ![]() Dostlukların güçlü, etkili ve kalıcı olmasını istiyorsak; daima ben merkezli olmamalı, zaman zaman başkalarının da fikirlerine hürmet etmeli, onları dinlemeli, kontrol bendeci olmamalıyız Tüm bunlarla beraber, kendimizi daima başkalarının kontrolüne de bırakmamalıyız Bu durum karşımızdakilerin güvenini sarstığı gibi bizlerin durumunu zedeler![]() Bu değerlendirmelerin yanında kendimizi, olaylardan ve insanlardan uzak tutarak onların bize ihtiyaç duymasını bekleyemeyiz Kısaca; "Kendisine ihtiyaç duyulmasına ihtiyaç duyan yönlendirici" durumunda da kalmamalıyız Dostluk ve arkadaşlığınızın güçlü olmasını çok istersek; eleştirilerimizde dikkatli olmalı, kabul etme lisanını kullanmalı, dostları "Tek" olmaları için cesaretlendirmeli, yalnızlığa izin verilmeli, başka ilişkileri teşvik etmeli, ilişkilerdeki değişikliğe hazır olunmalıdır Dostlukların güçlü olmaları istenirse; iyi bir konuşmacı olmalıyız İyi bir konuşmacı olmak için önce iyi dinleyen olmalıyız Çünkü; "Kalbe giden yol, kulaktan geçer" sözü daima güzelliğini korumuştur Tavsiye verilirken tedbirli olunmalı ve dinlerken güven ortamı oluşturulmalıdır![]() Sonuç olarak; yazar, dost kazanmak için, sevginin, sabrın, güvenin, övmenin, nezaketli olmanın, iyi bir dinleyici olmanın, ölçülü eleştiri yapmanın, izin verme sanatının bulunması ve iyi kullanılması gerekliliğini ortaya koymuş ve etkili, ölçülü örneklerle bu fikirlerini pekiştirmiştir 3 KİTABIN ANA FİKRİ: Yaşam dostluklarla güçlenir Sevmek ve sevilmek var olmanın en büyük mutluluğudur![]() İhtiyarlamadan önce gençliğin, Hasta olmadan önce sıhhatin, Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, Fakirlik gelmeden önce zenginliğin , Ve ölmeden önce hayatın değerini bil ![]() (Hadîs-i Şerif) |
|
||||
|
Roman Özeti MUTLU ÖLÜM ALBERT CAMUS
1 KİTABIN KONUSU: Yaşamı alışagelen yerde arayan veya bir moda katoloğunu okurken, birdenbire kendi yaşamına yabancı olduğunu farkeden bir adam 2 KİTABIN ÖZETİ:Patrice Mersault düzenli adımlarla Zagreus’un villasına doğru yürüyordu O saatte hastabakıcı pazara çıkar, villa ıssız olurdu Zagreus pencereye bakıyordu Kapının önünden yavaşça bir otomobilin geçtiği duyuldu Tabancanın namlusunu sağ şakağının üzerinde hissettiğinde, gözlerini dışarıdan ayıramadı Ama ona bakan Patrica gözlerini yaşlarla dolduğunu gördü Gözlerini kapadı Geriye bir adım attı ve ateş etti![]() Artık Zagreus değil di beyimn, kemik,kan kabartısı için yara gözüküyordu yalnızca Patrice koltuğun diğer yanına geçerek tabancayı onun rline verdi Şakanın izasın kadar kaldırdı ve düşmesi için bıraktı Daha sonra hızlı adımlarla yürümeye başladı Küçük alanın dışandaki bir küme çocok dışında kimseler yoktu![]() Nisan ayı olduğu için her taraf cıvıl cıvıldı Havanın bu ışıllığı, gögün bu verimliği altında insdanların tek amacı mutlu bir yaşam sürmekti Mersoul tı nın içinde herşey susuyordu Hızlı adımlarla evine gitti, valizini bir köşeye bırakıp sakat adamın böyle bir acı içinde olmasını dayanamadığını düşündü Mersault hastaudı Üçüncü bir aksırıkla sarsıldı ve ateşten titrediğini hissetti![]() Zagreus’un villasının yanındaki küçük alanda öksürdüğü günden bu saate dek, gövdesi kendisinin bütün etkinliklerini titizlikle yürütmüş onu dünyaya açmıştı Mersault’un içinde karnından başlayıp boğazımna doğru usul usul yol açan çakıltaşı gibi birşey yükseliyordu Mersault daha hızlı soluk almaya başlamıştı![]() Lucienne’ye baktı rahatça gülümsedi Kendini yatağında n attı, içindeki usul yüksekliğini duydu Lucienne’in dolgun dudaklarına ve onun ardındaki toprağın gülümseyişine baktı![]() ‘Bir dakika ,bir saniye’ sonra diye düşündü Yükselme durdu ve taşlar arasında bir taş olarak yüeğinin sevinci içerisinde devimsiz dünyaların gerçekliğine dönüştü 3 KİTABIN ANA FİKRİ: İnsanlar hayatında birçok engellerle karşılasırlar Bunları yenmek bizim elimizdedir Durumlar ne olursa olsun hatata sıkı sıkı sarılınmalıdır![]() 4 KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:Mersault: Mutlu ölümün başkişsidir Zagreus: Yaşlı iki tekerleğe mahkum edilmiş sakat bir kişdir Villasında bakıcı ile yasamaktadır![]() Marthe: Marseult’un sevğilisidr Daha sonra Marseult tan ayrılır ve onu Lucienne’ ye kaptırır 5 KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:Bu roman, hem çağdaş bir yapıt, hem de yazar-yapıt-okur ilişkisinin göz kamaştırıcı bir örneğidir Fransız çevirisi olduğu için yabancı kelimeler vardır 6 KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:1945’te Fransa’da doğdu Adı Albert Camus’dır Denizci bir ailenin çocuğudur Özel öğretmenlerden İngilizce, Yunanca, Latince öğrendi 1865’te Deniz Akademisini bitirdi ‘Gül’ anlamına gelen Pierre Loti adını Tahitililer taktı On iki yıl denizlerde dolaştı Her gittiği yerin insanlarını, yaşama biçimlerini, tarihini, törelerini yakından tanıma imkanı buldu Birkaç kez İstanbul’a geldi; Türkleri çok sevdi; iyi bir Türk dostu olarak tanındı İstanbul’da bir caddenin Pierre Loti adını taşıması bu sevgi dolayısıyladır Eserleri: Aziyade, Loti’nin Evlenmesi, Sipahi Aşkı, Madam Krizantem İhtiyarlamadan önce gençliğin, Hasta olmadan önce sıhhatin, Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, Fakirlik gelmeden önce zenginliğin , Ve ölmeden önce hayatın değerini bil ![]() (Hadîs-i Şerif) |
|
||||
|
Roman Özeti Sınıf Arkadaşım ATATÜRK Ali Fuat CEBESOY
1 KİTABIN KONUSUUlu önder M Kemal ATATÜRK’ün gençlik ve okul dönem- lerinin, yakın arkadaşı Ali Fuat CEBESOY tarafından kaleme alınması ve gelecek nesillere aktarılması![]() 2 KİTABIN ÖZETİ Ali Fuat CEBESOY, kitabın başlarında ATATÜRK ile ilk olarak nerede ve nasıl tanıştığını anlatmaktadır Eski adı “Mekteb-i Harbiye-i Şahane” olan Harp Okulu’nda bir Cuma günü tanışmışlardır Ali Fuat CEBESOY, babasının tüm ısrarlarına rağmen asker olmak istemiştir Babası ise, aile fertlerinin çoğunun asker olmasından dolayı, onun sivil bir meslekte başarı göstermesini istemiştir Ne var ki, Ali Fuat CEBESOY içindeki askerlik sevgisini yenemez ve sınavlara girerek “Mekteb-i Harbiye-i Şahane”ye kabul edilir Okulda, Dahiliye Müdürü Albay İbrahim BEY ve Nöbetçi Subay tarafından, birinci sınıfın Birinci Kısım Çavuşu Mustafa Kemal’e teslim edilir Böylece, Türk Tarihi’ ne şan ve şeref veren Mustafa Kemal ile tanışırlar Ali Fuat CEBESOY kitabında Mustafa Kemal’in öğrencilik yıllarından bahsetmiştir Mustafa Kemal’in öğrenim döneminde etkilendiği en önemli olaydan da bahsetmiştir Mustafa Kemal Manastır Askeri İdadisi’nin ikinci sınıfında iken Türk-Yunan Savaşı vuku bulmuş ve Türk Ordusu Yunan Ordusunu mağlup etmiştir Buna herkes gibi Mustafa Kemal’de sevinmiş ve o da tüm Türk Milleti gibi “Padişahım çok yaşa!” haykırışlarına tüm samimiyeti ile katılmıştır Fakat dönemin Yunan Hükümeti Rusya’ya müracaat edince Çar ikinci Nikola, padişaha telgraf çekmiş ve kan dökülmeden karşılıklı müzakerelerle sorunun halledilebileceğini söyleyerek Sultan Ethem Paşa’ya geri adım attırmıştır Manastır’da hala “Padişahım çok yaşa!” naraları atılmakta, Mustafa Kemal ise ilk defa bu dileğe katılmadığını belirtmektedir![]() Harp Okulu yıllarında kendisi ile aynı fikri paylaşan okul arkadaşlarıyla kendi aralarında sohbetler etmişler, bağımsızlık ve özgürlüğün temellerini de yavaş yavaş atmaya başlamışlardır Mustafa Kemal büyük çalışma ve büyük azim örneği göstererek Harp Okulu’nu 459 öğrenci içinde sekizinci olarak bitirmiş ve bu derecesi ile Erkan-ı Harbiye, bugünkü adıyla Harp Akademisi‘ne girmiştir Buradan da yüksek dereceyle mezun olup Kurmay Yüzbaşı olarak göreve başlamıştır Harp Okulu’ndan mezun olan arkadaşları ile konuşmalar yapmış, üç yıl sonra mezun olacağı Harp Akademisi’nden sonra milli mücadelenin tabanını oluşturmak istemiştir Harp Akademisi yıllarında Mustafa Kemal harp sanatını, hocası Yarbay Nuri Bey’in desteği ile en iyi şekilde öğrenmiştir Mustafa Kemal, Kurmay Yüzbaşı olarak okuldan mezun olmuştur Ancak yaptığı çalışmalar Kabasakal Mehmet Paşa tarafından öğrenilmiş ve Mustafa Kemal tutuklanmıştır Fakat Mustafa Kemal’in, içlerinde Ali Fuat CEBESOY’un da bulunduğu tutuklulukları kısa sürmüştür Onlar Üçüncü Ordu’ya tayinlerini beklerken sarayın müdahalesi ile Şam’daki Beşinci Ordu’ya staj görmek için 5 Şubat 1905’te atanmışlardır İlk zamanlar Mustafa Kemal burada aradığı ortamı bulamayarak milli mücadeleyi az sayıdaki arkadaşlarıyla konuşmaktadır Ama zamanla amacına ulaşarak, ”Vatan ve Hürriyet Cemiyeti” adını verdiği gizli örgütü Şam’da kurdu Bu arada izin alarak Üçüncü Ordu’ya Makedonya’ ya gitmiş ve milli mücadelenin en iyi burada filizleneceğine inandığından burada yakın arkadaşlarıyla “ Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”ni kurmuştur![]() Ali Fuat CEBESOY, kitabında Mustafa Kemal’in milliyetçi yönünden de bahsetmiş ve bununla ilgili bir anısını da anlatmıştır Mustafa Kemal topçu stajını Şam’da yaparken, Ali Fuat CEBESOY ise stajını Selanik’te yapmaktadır Ali Fuat CEBESOY, “ İttihat ve Terakki Cemiyeti” ni ilk olarak burada tanımış ve bu cemiyete katılmıştır Bu cemiyetin ise bir lideri yoktur Ali Fuat CEBESOY, cemiyetin lidersiz olarak fazla bir aşama kaydedemeyeceğini düşünmektedir Aklından geçen en iyi lider Mustafa Kemal’dir Mustafa Kemal ise Şam’da Beşinci Ordu Kurmay Dairesi’nde Kolağası (Ön Yüzbaşı; Yüzbaşılık ile Binbaşılık arasındaki rütbe) olarak görev yapmaktadır Fakat tek hedefi Makedonya’ya, Selanik’e gitmektir Çünkü en iyi mücadelenin orada verilebileceğini bilmektedir Bu hedef çerçevesinde Hakkı Paşa’ya Selanik’e atanması konusunda ricalarda bulunur Hakkı Paşa da bu atamayı uygun görür Mustafa Kemal, 16 Eylül 1907’de Üçüncü Ordu’ya atanır Ancak daha Selanik’e varmadan Müşirlik Dairesi onu Manastır’a atamıştır Ne var ki, bu bir formalitedir Çünkü Ordu merkezi dahilindedir Mustafa Kemal Selanik’e geldiğinde, bir kolayını bulup onu Kurmay Kurulu’nda görevlendirmişlerdir Mustafa Kemal Selanik’te çalışmalarına başlar, bu arada İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Vatan ve Hürriyet Cemiyeti birleşir![]() Mustafa Kemal’in hedefi sadece Padişaha Meşrutiyet’i kabul ettirmek değildir Bu Meşrutiyet’i kendi başına bir Türk Devleti üzerinde kurmaktır Büyük çabalar ve çalışmalardan sonra 23 Temmuz 1908’ de önce Manastır, daha sonra Selanik’te Meşrutiyet ilan edilir Selanik “Yaşasın Hürriyet !” naralarıyla sallanırken Mustafa Kemal’in aklında ise hürriyetin ilan edilmesinden çok “Ya şimdi ne olacak ?” sorusu dolaşmaktadır Zira devrimin önderi ve uygulayabileceği bir programı yoktur Meşrutiyetin ilanından sonra yapılacak ilk davranış, orduyu politikadan kurtarmak olacaktır Zira devrimi başarmak için orduya dayanan İttihatçı önderler iktidarlarını sürdürebilmek için ordunun politik çalışmalarında gereksinim duymaktaydılar Bu süreç içinde Mustafa Kemal’i uzaklaştırma çabalarına kalkışmışlar ve Trablusgarp’a oradaki isyanı bastırmak üzere göndermişlerdir Asıl amaçları, bu isyanda Mustafa Kemal’in tuzağa düşürülmek ve silahlı çatışmada öldürülmesini sağlamaktır Fakat Mustafa Kemal bu tuzağa düşmeyerek isyanı süratle bastırmış ve Selanik’e dönmüştür 14 Nisan 1909’da İtalyan gazeteleri İstanbul’da bir ayaklanma olduğunu, meclisin kapandığını yazmışlardır O zaman kullanılan Rumi takvime göre bu tarih 31 Mart 1325’tir Eski düzenin geri gelmesini isteyen gericilerin çıkardığı bu isyan, tarih sayfalarına 31 Mart Olayı olarak geçmiştir 15-16 Nisan gecesi, Mustafa Kemal önderliğinde Hareket Ordusu ve bu orduya katılan Mahmut Şevket Paşa ve Kolağası Kazım Karabekir’in birlikleri, 19 Nisan’da İstanbul halkına bir bildiri yayınlamışlardır 24 Nisan’da Hareket Ordusu, Sirkeci, Aksaray, Beyoğlu ve Edirnekapı yönlerinden İstanbul’a girmişti 27 Nisan’da ise Milli Meclis halinde toplanıp, Sultan Hamit’i indirerek yerine Reşat Efendi’yi Sultan Beşinci Mehmet adıyla tahta çıkarmışlardır Bu süreçten sonra ise istiklal mücadelesine gidilmektedir![]() 3 KİTABIN ANA FİKRİAtatürk’ün okul yıllarında ki yaşadıkları en yakın arkadaşı olan Ali Fuat Cebesoy tarafından gençlerimizle Atatürk’ün o yaşlarda neler yaptığını neler düşündüğünü acı tatlı anılarını paylaşmak ve gençlere bir fikir vermek istenmektedir ![]() 4 KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİAli Fuat Cebesoy, Atatürk’ü harbiye’ye girdiğinde tanımış ve hayatları boyuncada iyi birer arkadaş olmuşlardır ![]() Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında büyük emeği geçen Atatürk’ün yakın arkadaşları ve çevresindeki kişilerden de bahsetmektedir ![]() 5 KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLERAli Fuat Cebesoy, aslen bir yazar olmamasına rağmen Atatürk hakkında okuduğum kitaplar arasında en akıcı olanıdır Aralarında geçen olayları, anıları, yaptıkları vukuatlıklarına kadar açıkça yazan Ali Fuat Atatürk’ün öğrencilik hayatını, okuyucuyu eğlendirecek ve aynı zamanda düşündürecek şekilde aktarmıştır 6 KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİAli Fuat Cebesoy, Harp Okulu’nda Atatürk ile tanışmış, Atatürk’le aynı görüşleri paylaşan yegane arkadaşlarından biridir Türkiye cumhuriyeti’nin oluşumunda önemli görevler üstlenmiştir![]() İhtiyarlamadan önce gençliğin, Hasta olmadan önce sıhhatin, Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, Fakirlik gelmeden önce zenginliğin , Ve ölmeden önce hayatın değerini bil ![]() (Hadîs-i Şerif) |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Avatar : Son Hava Bükücü Çizgi Flimi 1. Sezon Kitap Su Türkçe Dublaj İndir Download | Nu-MeTaL | Online Dizi İzle & İndir | 39 | 05-13-2008 13:36 PM |