
05-10-2008
|
 |
Bayan Üye
|
|
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 1.144
|
|
Ne olursan ol yine de gel...
Her şeye rağmen sevgiye çağırana  
Duvağı açılmamış sözler bulmalıydım sana  Rüzgâr, şah damarımdan fısıltılar getirdi gönlüme  Usulca duydu kulağım  Kalbim, dinledi emredileni  Bu söz damarlarıma girdi sevilen gülün dikenleri gibi  Sonrasında beynimde toplandı sivri uçları şaşkın tüm dikenler  Şimdi söylemeliyim bunu ama söyleyemiyorum  Tüm kâinat başıma toplanmış ama ölemiyorum  Gassalımı görüyorum  Güneşle birlikte ısıtıyor suyumu  Bağırıyorum gözlerimle  Görmüyor beni  Ah bir sesim çıksa  Söyleyip öleceğim 
Huzurlu bir ses, kâinatı susturuyor  Bu, senin sesin  Haydi diyorsun  Birlikte söyleyip ölelim  Dilim çözülüyor bir anda ve tek bir ses çıkıyor ikimizden    Gel!
Almadan vermek için gel  Gafiller aldığını inkar ederken, gerdanında gelincik saklayan güvercinler gibi, edebinden kanat çırpmadan gel  
Acımasız insanlar, anlamsız cümleler gibi canını yakınca gel  Harfler kıyamete çağırırken cümleleri, sebepsiz öldürülen satırlar arasından gel 
Semada ney susunca gel  Kalemine nefes versin ruhun  Bir kılıç gibi kuşan onu  Orduları dök kağıda  Mızraklara sahifeler takılınca gel  
Gece gizlediklerimizi açarken gel  Sedefinden inciler saçılırken  Gönülden dualar mırıldanır teheccüt vakitlerinde kıyamın  sessizce  alaca karanlıkta zaman durunca gel  
Bulutlar, üşüyen kibirleriyle davetiye çıkarınca gel  Çerden çöpten bahaneler bulmasın yüreğin  Umutlar çağlayan gibi kaynarken, ağlarım diye korkmadan gel  
Var gücünle koşarak gel  Dönen dünyanın ufkuna yetişemesen de  Bıkıp dönme, başladığın yeri beğenmezsin Gölgeleri perişan edercesine severek gel  
Kendine gidişlerinle gel  Neşesi alınmış caddelerden geçip  Gökyüzüne isyan eden betonlar arasından  Bir külçe ete dönsen de  Ağlayan şeytan gibi gel  
Anlam zindanlarından kaçan duygularınla gel  Müebbede mahkûm suskunluğunla  Çaresiz  Bağdaş kurup oturmuşken dünyanın merkezine  Bu olanlar kader mi demeden gel  
Dönüş yolu görünmeden gel  Başka çareler aramadan  Durmadan kaçarken cehennem  Cennet yıkılmadan gel  
Bahane aramadan gel  Yonttuğun taşlar merhamet çalarken bağrından  Seni kendinden korkutan isyanlarınla  Günahın beyazında, cesaretin bitmeden gel  
Sana secde eden meleği severken gel tertemiz yüreğinle  İlk hissettiğin ten gibi  El değmemiş ellerinle gel  
Bazen boğazına yapışır hayat insanın  Tüm verdiklerini söküp alırcasına  Tüm dünyayı kana boğacak kadar kin hissedersin damarlarında  Saygıyı bir hançer gibi sokarsın muhatabının yüreğine  Herkesi düşman bilince gel  
Bu gidişle bela olacağım senin başına  Cehennemde odun bırakmaz taşırım ocağına  Yani tüm yolların sonunda Hediye canım yanımda  Yüreğim sen yalnız git! Benim niyet yeni hayata  
Özgürlük, haline ağlarken gel  Sömürü çarkları durmadan nefsini bilerken  Sen düşüncesiz toprağın çamur olurken  ruhuna ada kendini, İsmail gibi tereddüt etmeden gel  
Öte dünya, bir bebeğin gözlerinden bakınca gel  Merhamet kurşunu yüreğini param parça ederken  Geçmişten geleceğine gidince  Tüm fal oklarını zamana batırınca gel  
Ağıtların rüyalarına kalınca gel  Farkına varmadığın gözyaşlarınla  Bir dünya  Bir söz bitmez  Dönüp durdukça âlem semada  Bir koku bir rüzgâr özletince gel  Mecnunun çöllerinden Ferhat’ın dağlarına  Bir türkü gibi dolaşırken aşk  Bir damla gözyaşı seni yaşatırken gel  
Unuttuğun tövbelerinle gel  Canını yedeğine alırken  Gönül ölümden ölüm çıkarırken, kalan hayatı yüklenip, birden bir olmak için gel  
Bitmeyen yangınlardan artakalanları toplayarak gel  Yapmadığın her şey için suçlu ilan edilirken  Tercih ettiğin hayatlar birer birer kayarken  Ya da umut gibi avucundan uçarken  Üstlendiğin tüm suçlarınla gel  
Yokluğunla gel  Yoksunluğunla  Sürekli sessizlik bağrında ve güneşin çaresiz gölgesi yanında  Deliler ağlarken bayramlarda  Hasret, ölüme can katarken gel  
Kalabalık mezarlarda sinsi rüyalar büyürken gel  Tek kişilik yalnızlık olmaz  Yalnızlığın yalnızlık arayınca gel  
Doğacak umutlarım uğruna, soğuk bir merdiven basamağında bekliyorum ben sevdayı  Paylaşılacak bir hayatı  Kanatılan duayı ve yaşanması gereken tüm acıları 
Dünyanın yüzü gülünce gel  Gece bulutları gibi mahzun dururken  Belirlenen vakitler sınırdan geçerken  Çemberde heyecan bitince gel  
Göz, arşı görmez olunca gel  Cenneti süsleyen meyveler yasaklanınca  Aşk acıyken  Ve sevgi zehirliyken  Varlığın sebebini bulunca gel  İşlediğin günahların hatırına, dağları titreten benliğinle gel 
İkiyüzlü yüzünle gel  Yaşamın, her anınla  İsteyince küller de yanar bilirsin  Kabul etmekten bıktığın zincirlerinle gel  
Süslü gözlerde sokak şarkıları duyunca gel  Tüm iyilikler bitince  Umuda çevir gülü  Üzülme deme  Yağmurdan mektup alınca gel  Zaman sensiz de dursun  Sen  Ne olursun gel  
Aşk, imkansız olmadan gel  Zor umutların çoğalmadan  Maşuklar pervane olup sonsuza uçarken  Kalbindeki ateş sönmeden gel  Bağrın taşa dönmeden gel  
Çağırdığın, seni çağırınca gel  Aradığın seni ararken, bulmaktan korkma  Ham meyveleri dalında bırak  Sözü kısa kesip, dinlemeye gel  
Çağırdığın, seni çağırınca gel  
Gece gizlediklerimizi açarken gel  
Bulutlar, üşüyen kibirleriyle davetiye çıkarınca gel  
Anlam zindanlarından kaçan duygularınla gel  
Sözü kısa kesip, dinlemeye gel  
Dönüş yolu görünmeden gel  
Sana secde eden meleği severken gel  
Özgürlük, haline ağlarken gel  
Ağıtların rüyalarına kalınca gel…
Herkesi düşman bilince gel  
Öte dünya, bir bebeğin gözlerinden bakınca gel  
Unuttuğun tövbelerinle gel  
Dünyanın yüzü gülünce gel  
Göz arşı görmez olunca gel  
Yalnızlığın yalnızlık arayınca gel  
Aşk, imkansız olmadan gel  
Kalbindeki ateş sönmeden gel  
Ne olursan ol yine de gel  
Semih Suat Yücelen
"Ismarlama aşklara tahammülüm yok artık Ya beni adam gibi sev, ya da çek git yoluna Bir gülüş, bir salınışsa tek verebildiğin, istemez Tutku isterim Ve delice sevmek  Bir coştu mu dur durak bilmez bir yürek Ya adam gibi, ya da çek git Hergün biraz daha zorlaşarak çıldırtmaksa niyetin, ama seviyorsan yeter ki, ki zaten yüreği ortaya koyduk, tamam o zaman Ben bi deli çocuk, ama ısmarlama aşklara tahammülüm yok artık Ya adam gibi, ya da çek git  "
|