Ne Kadar Sabırlısın Ya RAB
Mal senin mülk senin buyuran sensin, Hükmünü, apaçık duyuran sensin, Yaratan yaşatan doyuran sensin, Yine de kulların, şeytana tâbî; Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî 
Kur'ân'a cür'et var, göz göre göre, Ayaklar altında, örf, âdet, töre, ''islam'' türetmişiz, herkese göre; Olmuşuz  para, pul, putlara tâbî; Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî  
Cezâ ve mükâfat, kur'ân'da çok net, Kimsede ne korku ne de bir gayret Sanki bize değil, cehennem cennet; Olmuşuz fal, büyü, cinlere tâbî; Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî 
Dünyayı boğarken, zulmün tekeli, Terâziyi tutan, eller lekeli Çatıları basmış, cehâlet seli; Olmuşuz bir kara vicdâna tâbî; Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî 
O ''kâlû belâ'' yı unuttuk çoktan, İşret soframızda, kuş sütü noksan Kimin umûrunda; ''mâide doksan''; Olmuşuz ''hayyamcı'' fırkaya tâbî; Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî  
Fakirdik ve lâkin, haddi bilirdik, Secdede hamd ile, vecde gelirdik Üç kuruş gördükçe, sanki delirdik; Kıldık her güzeli, çirkine tâbî; Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî 
Delik deşik olmuş, âhlak yasası, Sülüklerle dolmuş, devrân kasası Mahşermiş  mîzanmış  kimin tasası; Artık rüşvet bile, rüşvete tâbî; Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî  
Yüz yüze ikrâmda, sahte bir yarış, Dostun arkasından, diller bir karış Lâfta kalmış  sevgi, saygı ve barış; Olmuşuz selâmsız bir nesle tâbî; Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî 
Bir yanda milyonlar, aç, sefil bekler, Bir deri bir kemik, üryân bebekler, Bir yanda el bebek, kaniş köpekler; Olmuşuz bencil bir nesle tâbî; Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî  
Denizler kokuşmuş, dağlar yanmada, Bacalar, göklere zehir sunmada, Dünya can çekişir; son savunmada; Nîmete nâmertçe, açmışız harbi, Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî  
Herşeyi uydurduk, hâşâ kitaba, Haram ve helâli, koyduk bir kaba; Çorbamıza bile, karıştı ribâ, Sana ve resûl'e, açmışız harbi, Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî 
Alışmış dilimiz, fitne tadına, İslâm zulmedermiş, güyâ kadına Yalan söylüyoruz, kur'ân adına; Yüce kelâmına, açmışız harbi Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî  
Nasıl da bastırmış küfrân sisleri, Kaybolmuş nebî'nin, nûrlu izleri Bunca belâ uyarmıyor bizleri; Olmuşuz kör, sağır bir nesle tâbî; Ne kadar da sabırlısın yâ rabbî  
Anlatmaya, dilde lisan yetmiyor, Utancından, durdu kalem gitmiyor, Ne yapsak da, bizde kusur bitmiyor; Olmuşuz bir kere isyâna tâbî;
Kurtar bizi kurtar bizi yâ rabbî 
İNANDIĞI GİBİ YAŞAMAYAN
YAŞADIĞI GİBİ İNANMAYA BAŞLAR...
|