GuncelMekan.com

Güncel Mekan

Türkiye'nin En Güncel Forum Sitesi

Marifetname

Dini Sohbet icinde Marifetname konusu , ARŞ-I AZAMIN ALTINDA OLAN KÜRSÜ,LEVH-İ MAHFUZ, KALEM, SİREDÜLMÜNTEHA, TUBA AĞACI, İSRAFİL'İN SÜRU VE RUHLARIN BERZAHI Kategori: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın... ] Arş-ı azamın altında olan kürsü, ...

Geri git   GuncelMekan.com >
..:: Din Bölümü ::..
> İslam Arşivi > Dini Sohbet

Anlık İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et


Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 04-13-2008
GiZemLi_80 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bayan Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Nerden: Bilmesenizde Olur:)
Mesajlar: 313
GiZemLi_80 is just really niceGiZemLi_80 is just really niceGiZemLi_80 is just really niceGiZemLi_80 is just really nice
Marifetname


ARŞ-I AZAMIN ALTINDA OLAN KÜRSÜ,LEVH-İ MAHFUZ, KALEM, SİREDÜLMÜNTEHA, TUBA AĞACI, İSRAFİL'İN SÜRU VE RUHLARIN BERZAHI

Kategori: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]


Arş-ı azamın altında olan kürsü, levh-i mahfuz, kalem, sidretülmünteha, tuba ağacı, İsrafil'in suru ve ruhların berzahını bildirir

Ey aziz, malim olsun ki, müfessirler ve muhaddisler ittifak etmişlerdir ki:
Hak Taala arş-ı azamın nurundan ve onun altında, kırmızı yakut renginde arşın ayağına bitişik dört sütun üzerinde bir büyük kürsü yaratmıştır
Onun sütunları yerin derinliklerine erişmiştir
Gökler, yerler ve kaf dağı kürsünün boşluğunda, çölde bir sofra misalidir
Ama u tür benzetmelerden muart, miktarları sınırlamak değildir, büyüklüklerini anlatmaktır
Çünkü onların miktarlarını ancak onları var eden âlemin yaratıcısı bilir
Arştan murat, taht mülküdür, kürsüden murat da Allah'ın ilmidir, diye itikat edenler, hata etmişlerdir; âyet ve hadislere muhalif gitmişlerdir
Hak Taala, arş-ı azamın altında, onun nurundan yeşil bir zebercet renginde büyük ve yeşil bir levha yaratmıştır
Etrafını kırmızı yakut renginde yer etmiştir
Zümrüt renginde bir yeşil kalem yaratmıştır ki, uzunluğu yüz yıllık mesafe gitmiştir
Onun içinde mürekkebi beyaz nur çıkardı
Çünkü Hak Taala, ona: "Ey kalem yaz!" diye nida kılmıştır
O an, bu heybetten kalem, ıstıraba gelmiştir ve gök gürültüsü sadası gibi bir sada ile tesbih edip, Hak'kın yürütmesiyle levh-i mahfuz üzerinde yürümüştür ve kıyamete dek hep olup olacakları yazmıştır
Levh-i mahfu yazıyla dolmuştur
Ondan sonra 5akan aktı kalem kurudu) tabirince, kalem kuruyup kalmıştır
İyi olan iyi, kötü olan kötü olmuştur
Lakin Hak taala, her gece ve gündüzde levh-i mahfuza üçyüzaltmış kere nazır edip, her nazarda bir nesne mahvedip yerine bi nesne koyar
Murat ettiğini işler
Nitekim: "Allah dilediği hükmü kaldırır, dilediğii de yerinde bırakır
Bütün kitapların esası onun katındadır" (13/39) buyurmuştur
Hak Taala bütün kulların işlerini levh-i mahfuza yazmıştır ki, göklerdekiler ve yerdekiler şunu bilsinler:
Bütün yaratıkların hükümleri oradaki ilim üzere yürür ve ona uyar
O halde, levh-i mahfuzu ve kalemi inkar eden münafıktır
Hak Taala arş-ı azamın altında ve onun nurundan, kürsü karşısında, cenetlerin üstünde beyaz inci benzeri bir boşluk yaratmıştır ki, bu, sidretülmünteha ve tuba ağacının asıl beslendiği yerdir
Cebrail'in ve ona yakın meleklerin makamı buradadır
Hak Taala sidretülmüntehada büyük bir ağaç yaratmıştır ki, ona tuba ağacı derler
Onun aslı sarı altındandır
Dalları kırmızı mercandandır
Yaprakları yeşil zümrüttendir
Çeşitli meyveleri şekerdendir
Sonsuz dalları, cennet köşklerine sartmıştır
Sayısız meyvelerinden, cennettekiler zevkle toplarlar
Sidretülmünteha ve arş-ı azam arasında yetmişbin perde tabakası yaratılmıştır; ta ki, sidrede olan melekler, arşın nurunun şiddetinden yanmayalar
Hak Taala arş-ı azamın altında ve onun nurundan arşın ayağına bitişik, kırmızı mercan renginde, boynuz ve kovan şeklinde, oldukça büyük ve uzun, içi boş bir nesne yaratmıştır
Onun boşluğunda birinci ve ikinci berzahı kılıp, yani insanların bedenlerine gelecek olan ruhların ve gelip gitmiş ruhların mekanı olup, göklerin ve yerlerin tabakaları yuvarlak ekmekler gibi onda düzülüp, o, onlara dokunmaksızın hepsini kuşatmıştır
Bu kuşatıcı boşluk, İsrafil'in surudur
Onun iç düzeyi, bal kovanındaki mumun yüzündeki gözenekler gibi göz göz olup, ilk berzah aleminde, bedenlere gidecek ruhlar için, ikinci berzahta bedenlerden çıkıp haşrı bekleyen ruhlar için o yüzeyin gözenekleri mesken ve sığınak olmuştur
Ruhlar, o çukurcuklarda, mertebelerine göre kıyamete kadar yuva ve makam tutup, her biri kendi makamında ikamet kılmıştır


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] (0) :: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] :: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
15/11/2007 - ARŞ-I AZAMIN ÇEVRESİNDE OLAN NEHİRLER VE MELEKLER

Kategori: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]


Arş-ı âzamın çevresinde olan nehirleri ve melekleri bildirir

Ey aziz, malum olsun ki, müfessirler ve muhaddisler tam bir ittifakla demişlerdir ki:
Hak Taala, arş-ı âzamın çevresinde sekiz nehir yaratmıştır ki, dördü kardan beyaz ve soğuk, dördü baldan tatlı ve temizdir
Bu sekiz nehir, sürekli akarak, arş-ı âzamı tavaf ederler
Hak Taala, orada Harkail namında bir melek yaratmıştır ki, bütün eşyanın sırlarına yetmiştir
O melek, arşa gitmek isteyip, Hak Taaladan destur isteyerek arşı tavafa gitmiştir
Üç bin sene boyunca, sekizbin kanadıyla uçmuş ve bitkin düşmüştür
Hak Taala ona kuvvet verip, tekrar uçmasını murat etmiştir
Üç bin yıl daha arşın çevresinde gitmiştir ve acze düşmüştür
Hak Taala ona tekrar kuvvet ve kudret vermiş ve uçmayı emretmiştir
Üç bin yıl kadar yine gitmiştir ve tekrar acze düşüp görmüştür ki, dokuzbin senede ancak arşın bir ayağından ötekine yetmiştir
O, hayretteyken, Hak'dan şöyle nida gelmiştir:
"Ey Harkail! Eğer kıyamete dek uçsan, arşımı tamamıyle tavaf edemezsin"
Sekiz nehrin gerisinde arş-ı âzamın çevresinde bin perde nurdan, bin perde karanlıktan yaratılmıştır; ta ki, arşın nurunun şiddetinden çevresinde bulunan melekler yanmasınlar, diye onları perdelemiştir
Bu perdelerin arasında yetmişbin melek yaratılmıştır; arşı kuşatan Rahman'a sürekli tesbih ederler
Arşı tavaf için çevresinde giderler ve günde iki defa arşı yüklenenlere selam verirler
Bunlara "saf tutan melekler" derler
Bunların arasında da yetmişbin saf melek yaratılmıştır
Bunlar ebedî ayakta durup: "Sübhanallahü ve'l-hamdü lillahi ve lâ ilâhe illallahü ve'llahü ekber Ve lâ havle ve lâ kuvvee illâ billahi'l-aliyyi'l-azim"
Bu safların gerisinde bir büyük yılan vardır ki, arş-ı âzamı kuşatır
Yılan, başını kuyruğu üzerine koymuştur
Başı beyaz inciden, vücudu sarı altından, gözleri kırmızı yakuttan yaratılmıştır
Onun yüz bin kanadı vardır ki, kanatlarının her saçağının yanında bir melek tesbih eder bulunmuştur
O sarı yılanın tesbihinin sadasından melekleri titreme alır
Zira, bu, bütün meleklerin tesbihinin sadasına galip gelmiştir
ağzını açtıkça, gökleri ve yeri bir lokma etmesi mümkündür
Eğer o büyük yılan tesbihinde taltif ile ilham olunsaydı, onun sadasının mehabetinden bütün yaratıklar helak olurlardı
Hak Taala, melekleri, değişik nurlardan ve çeşitli tavırlardan yaratmıştır
Arşa yakın olan meleklerin nurları şiddetli ve belirgindir
Arş meleklerinin nurlarına, sidre melekleri tahammül edemezler
Sidre meleklerinin nurlarına, göklerin ve yerin melekleri tahammül edemeyip, yanarlar Bütün melekler, Hak'kın emirlerine göre amel ederler
Onar, insanlar gibi Hak Taala'ya âsi olmazlar
Gıdaları tesbihtir:
Yemezler, içmezler, uyumazlar ve cinsi münasebette bulunmazlar
Çoğu insan suretinde olup, kanatları kuş kanatlarına benzer
Cisimleri latif olduğundan çeşitli suretlerde teşekkül ederler
Hak'kın emri ile hizmette göz kamaştıran şimşek gibi giderler
Her biri bir hizmettedir
Kimi, arşın çevresinde tesbih ve tavaf eder, kimi kürsüde, kimi sidrede, kimi cennette, kimi cehennemde, kimi gökte, kimi yerde, kimi ayakta, kimi kuutta, kimi rükuda, kimi secdede; sürekli tesbih ederler
Kimi, insanların hizmetine vekildir; gece-gündüz onları koruyup, amellerini yazarlar
Bunlara "Kiramenkatibin" ve "hafaza/koruyucu" derler
Meleklerin de kendilerinden peygamberleri vardır
Biri İsrafil aleyhisselamdır ki, sureti yukarıda anlatılmıştır
Biri Cebrail aleyhisselamdır ki, altıyüz kanadı vardır, her kanadının yüz saçağı vardır
Her saçağının uzunluğu doğu ile batı arası kadardır
Bütün kanatları değişik renkte nurlardandır
Büyük cüssesi kardan beyazdır
Ayakları yerin altındadır ve öyle kuvvetlidir ki bir saçağıyla dağları unufak eyler
O, Hak Taala'dan yeryüzündeki peygamberlere selam ve kelam getirmeye vekildir
Şekil ve azamette İsrafil aleyhisselam gibidir
Biri Mikail aleyhisselamdır kanatlarının sayısını ancak Hak Taala bilir
O, denizdeki meleklerin vekilidir
Çünkü gökler ve yer meleklerle doludur
Her biri, yağmur yağdırmak gibi nica hizmetlere memurdur
Yağmur tanelerinin her birini bir melek indirir, kıyamete dek de bir daha ona nöbet gelmez
Her yere inen yağmur, Mikail aleyhisselamın reyi ve tedbiriyledir
Zira bu görev ona verilmiştir
O da, cüssece Cebrail aleyhisselam gibidir
Peygamberlerden biri de Azrail aleyhisselamdır
O, can almaya vekildir Bütün ruhları kabzeden odur
Bütün yeryüzü, onun huzurunda bir sofra misalidir
Rahmet ve gazap meleklerinden nice yüzbin ordusu vardır
Şekil ve büyüklükte, kanatlarının çokluğunda Mikail aleyhisselam gibidir
Hazreti İsrafil, Cebrail, Mikail ve Azrail (selam onlara olsun) dördü de bütün meleklerin reisi ve peygamberidirler ki; göklerde ve yerde olan meleklerin hepsi bunların emrine itaatkâr ve boyun eğmiş durumdadır

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] (0) :: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] :: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
12/11/2007 - ARŞ-I AZAM VE MUHTEREM TAŞIYICILARI

Kategori: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]


Arş-ı âzamı ve muhterem taşıyıcılarının keyfiyetini bildirir

Ey aziz, malum olsun ki, müfessirler ve muhaddisler, söz birliği ile demişlerdir ki; Hak Taâlâ, âlemin tamamını bir anda yaratmaya kâdirken altı günde yaratması, yani pazar gününden başlayıp âlemde bulunanları cuma gününde tamam eylemesi, kullarına her işte sabır ve ihtiyatı öğretmek ve anlatmak içindir
Nitekim buyurmuşlardır ki:
"And olsun ki gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık ve biz bir yorgunluk da duymadık" (51/38)
Hak Teala kudretiyle, yeşil cevherin yüksek özünden arş-ı âzâmı yaratmıştır ki, onun nurunun büyüklüğü anlatılamaz
Bunun etrafı kırmızı yakut olup, bütün yaratıkların sıfat ve sûretleri burada nakşolunmuş, resmedilmiştir
Göklerin üstünde Rahman'ın arşı, meleklerin kıblesi kılınmıştır
Nitekim yeryüzünde Kâbe, yerdekilerin kıblesi kılınmıştır
Arş-ı âzamın yetmiş bin lisanı vardır ki, her bir lisanı başka bir lügatla Hak Taala'ya tesbih eder, zikredicidir
Arş-ı âzamın dört sütunu vardır ki, her biri yerin derinliklerine ulaşır
Arş-ı âzam su üzerinde, su rüzgâr üzerindeyken Hak Taala dört büyük melek yaratmıştır; halen arşı taşıyanlar onlardır
Kıyamet gününde başka dört büyük melek yaratsa gerektir ve arşın taşıyıcıları o gü sekiz olsa gerektir
Arşın taşıyıcılarının her birinin dört yüzü vardır ki; bir yüz insan sûretinde tasvir olunmuştur
Her bir yüz, yeryüzünde kendi benzeri olan yaratıklar için Allah'dan rızık istemektedir
Arşın taşıyıcıları daima ayakta durup, arş-ı âzamı boyunları üzerinde yüklenmişlerdir, ayakları ise yedi kat yerden aşağıdadır
Allah'a yakın meleklerin hepsinden, Allah katında daha muhterem olan arşın taşıyıcılarıdır
Bu meleklerin birinin adı israfil'dir ki, arşın bir ayağı onun boynu üzerinde sapasağlamdır
Hak Taala'ın katında hepsinden daha aziz ve kerim olan odur
Sûrun sahibi odur ki, kıyamete dek Levh-i Mahfuza bakar
Sûra üflemek için hazır durur
Levh-i Mahfuzdan, Cebrail, Mikail ve Azrail aleyhisselamların işlerini, durumlarını ve amellerini açıklamakta, haber vermekte ve kendilerine ulaştırmakta mahirdir
Arşın taşıyıcılarından her birinin dört kanadı vardır ki, dört yöne yayılmışlardır
Arşın taşıyıcılarının yarısı kar, yarısı ateştir ki, biribirlerini söndürmeyip, yıldız böceği gibi biribiriyle kaynaşmışlardır
Arşın taşıyıcılarının cüsseleri öyle büyüktür ki, kulak memeleriyle boyunları arası kuş uçuşuyla yediyüz yıllık mesafedir
Arşın taşıyıcılarına "büyük melekler" adı da verilmiştir
Arşın taşıyıcılarının kelimeleri, sürekli tesbih olup, şu sözler lisanlarının virdi kılınmıştır:
"Sübhane zi'l' mülki ve'l-melekut Sübhane zi'l-arşi ve'l-izzeti ve'l-azameti ve'l-heybeti ve'l-kudreti ve'l-kibriyai ve'l-ceberuti Sübhane'l-meliki'l-mabudi Sübhane'l-meliki'l-mevcudi Sübhane'l-meliki'l-hayyi'llezi Lâ yenâmü ve lâ yemutü sübbuhun kuddûsün Rabbünâ ve Rabbü'l-melaiketi ve'r-ruh"

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] (0) :: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] :: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
11/11/2007 - ALEMİN YARATILIŞ DÜZENİ!

Kategori: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]


Alemin yaratılış düzenini özet olarak bildirir

Ey aziz, malum olsun ki, müfessirler ve muhaddisler ittifak etmişlerdir ki;
Allah Teala Hazretleri, birlik mertebesinde gizli bir hazineyken, tanınmayı ve bilinmeyi istemesi ve sevmesiyle, ruhlar ve cesetler âlemini yaratıp, kendi rahmetinin güzelliğini, celal ve azametini, bağış ve nimetini, sanatının çeşitliliğini ve hikmetinin sırlarını göstermeyi diledikte; bütün yaratıklarından önce yokluğun sırrından pırıl pırıl yeşil cevheri vücuda getirmiştir
Bazı rivayetlere göre, kendi nurundan oldukça hoş ve büyük bir cevher var edip, ondan kâinatın tümünü derece derece ve düzenli biçimde ortaya çıkarmıştır
Buna, ilk cevher, nur-u Muhammedî, Cevh-i mahfuz, akl-ı kül, izafî ruh diye adlandırırlar ki, bütün ruhların ve cesetlerin başlangıcı ve kaynağı bu cevherdir
Çünkü Hak Teala muhabbetle o cevhere bir bakmıştır; o anda cevher, utancından eriyip su gibi akmıştır, halis özü üstüne çıkmıştır
O özden ilk olarak küllî nefsi yaratmıştır
Sonra meleklerin ruhlarını, bitkilerin ruhlarını, tabiatların ruhlarını sırasıyla yaratmıştır
Bu ruhlar için mertebelerine göre belirli makamlar tayin edip, her sınıf kendi belli makamlarına gitmiştir
Her ruh, kendi cinsini bulup, topluluklar oluşturmuş ve her topluluk makamında kalmıştır Ruhlar ve melekler âlemi, bu ondört çeşit ruhla tamam olmuştur
Bu âlemin en yüksek, en saf ve en güzel olanını gayb âlemi, lâhut âlemi, ceberut âlemi diye adlandırırlar
Ortasına, ruhlar âlemi, mânâlar âlemi, emirler âlemi, derler
Alt kısmına, en kesif ve cisimlere yakın olan kısmına mücerret âlemi, berzah âlemi, misal âlemi derler
Melekler ve ruhlar âleminin yaratılmasından ikibin yıl sonra Hak Teala'nın ezeli iradesi diledi ki, nam ve şanını ortaya çıkarmak için cisimler âlemini yarattı
Bunun üzerine ilk cevhere muhabbetle bir daha bakmıştır
Onun yüzü suyu, utancından harekete gelip dalgaları yükselmiştir ve cevherin yüce özünden arş-ı âzam vücuda gelmiştir
Öteki özlerinden kürsü, cennet, cehennem, yedi gök, dört unsur vücuda gelip şekillenmiştir
Arş-ı âlâdan esfel-i sâfiline dek bu sûret âlemi, bu tertip üzere düzen bulup, onbeş çeşit cisimle mülk âleminin ortaya konuşu tamam olmuştur
Bu âlemin üst tabakasına ulvî âlem, beka âlemi, ahiret âlemi derler; orta tabakasına orta âlem, gök cisimleri âlemi, felekler âlemi, gökle âlemi derler; alt tabakasına süflî âlem, cisimler âlemi, unsurlar âlemi, oluş ve bozuluşlar âlemi, dünya âlemi derler
Ruhlar ve melekler âlemindekilerle mülk âlemindekilerin toplamı yani ruhların çeşitleri ile basit cisimlerin sınıflarının hepsi, harfler misali yirmi dokuzda tamam olmuştur
Her iki âlemin varlıklarının birleşmesinden üç kısım bileşik cisim vücuda gelmiştir:
Madenler, bitkiler ve hayvanlar Tıpkı hece harflerinden isim, fiil ve harflerin vücuda gelip, insanların lisanı olduğu gibi, her iki âlemdekilerden de üç bileşim ortaya çıkıp, onlardan cihan kitabı sonsuz mânâlar kazanmıştır
Şu halde ibret gözüyle âleme bakan ârifler, her nesnede nice hikmetler görmüşlerdir ve Allah dostları, Allah'ın yüce sanatının sırlarını anlayarak, birer harf olan eşyadan mânâya ulaşıp, Hak'kın huzuruna ermişlerdir

Rubai
Alem ki tamam nüsha-i hikmettir
Mânâsını fehm eyleyene cennettir
Mahrum-u şuhûd olanların çeşminde
Zinda-ı belâ çah ve gam-ı mihnettir



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] (0) :: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] :: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
10/11/2007 - CİHANIN YARATICISININ, ALEMDE OLAN GÜZEL SANATLARI DERİN DERİN DÜŞÜNMEYE SEVKEDEN AÇIK ALAMETLERİ

Kategori: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]


Cihanın yaratıcısının, âlemde olan güzel sanatlarını derin derin düşünmeye sevkeden açık alâmetleri bildirir

Ey aziz, malum olsun ki, Hak Teala bu âlemi, varlık ve birliğine alâmet edip, bütün eşyada, görecek gözü olanlara sanatını ortaya çıkarmakla hikmetinin hakikatlerini duyurmuştur Kullarını, kendini tanıma hususunda rağbete getirmek için Kelam-ı Kadim'inde azametle şöyle buyurmuştur: (Burada yazılan âyetler, Kur'an'daki tertib üzerinedir)
Bismillahirrahmanirrahim
"Hamd, âlemlerin Rabbine Mahsustur" (1/2)
"Göklerin ve yerin hükümranlığının Allah'a ait olduğunu bilmez misin? Allah'dan başka dost ve yardımcınız yoktur" (2/107)
"Allah, kendisinden başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır Göklerde olan ve yerde ola ancak onundur Onun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar Hükümdarlığı, gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetmesi ona ağır gelmez O, yücedir, büyüktür" (2/255)
"Şüphesiz gökte ve yerde hiçbir şey Allah'dan gizli kalmaz Ana rahminde sizi, dilediği gibi şekillendirir ondan başka tanrı yoktur Güçlüdür, hakimdir" (3/5-6)
"Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır İşler Allah'a varacaktır (3/109)
"Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahiplerine şüphesiz deliller vardır onlar, ayakta iken, otururlarken, yan yatarlarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, sen münezzehsin Bizi ateşin azabından koru," derler (3/190-191)
"Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır Allah, her şeyi kuşatır" (4/126)
"Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümdarlığı Allah'ındır Dönüş onadır" (5/18)
"Göklerin, yerin ve onlarda olanların hükümdarlığı Allah'ındır Allah, her şeye kadirdir" (5/120)
"Göklerin ve yerin Allah'ı, içinizi, dışınızı bilir, kazandıklarınızı da bilir" (6/3)
"Gaybın anahtarları onun katındadır, onları ancak o bilir Karada ve denizde olanı bilir Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı kuruyu -ki apaçık bir Kitap'dadır- ancak o bilir" (6/59)
"Göklerde ve yerde olanlar onundur; hepsi ona boyun eğmiştir" (30/26)
"Yakinen bilenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin hükümranlığını şöylece gösterdik" (6/75)
"Doğrusu ben yüzümü, gökleri ve yeri yaratana, doğruya yönelerek çevirdim, ben puta tapanlardan değilim" (6/79)
"Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra arşa hükmeden, gündüzü -durmadan kovalayan- gece ile bürüyen, güneşi, ayı, yıldızları, hepsini buyruğuna baş eğdirerek var eden Allah'dır Bilin ki, yaratma da, emir de onun hakkıdır Alemlerin Rabbi olan Allah yücedir"(7/56)
"Göklerin ve yerin hükümdarlığı elbette Allah'ındır Dirilten ve öldüren odur Allah'dan başka dost ve yardımcınız yoktur" (9/116)
"Yerde ve gökte hiç bir zerre Allah'dan gizli değildir; bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir Kitaptadır" (10/61)
"Göklerde ve yerde olana bakın, de" (10/101)
"Göklerde ve yerde olan herşey Rahman'ın kulundan başka bir şey değildir And olsun ki ilmi onları kuşatmış ve teker teker saymıştır" (19/93-94)
"Eğer yerle gökte Allah'dan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu Arşın Rabbi olan Allah, onların vasıflandırdıklarından münezzehtir" (21/22)
"Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu Sonra biz, güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir" (25/45-46)
"Dağları yerinde donmuş sanırsın, oysa onlar bulutlar gibi geçerler Bu herşeyi sağlam tutan Allah'ın işidir Doğrusu o, yaptıklarınızdan haberdardır" (27/88)
"Rüzgarı gönderip bulutları yürüten, oları gökte dilediği gibi yayan ve kısım kısım yığan Allah'dır Artık sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün Allah'ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden ümitlerini kesmiş oldukları için onlar seviniverirler Allah'ın rahmetinin belirtilerine bir bak; yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphesiz ölüleri o diriltir, her şeye kadirdir" (30/48-50)
"Allah'ın geceyi gündüze, gündüzü geceye kattığını, her biri belirli bir süreye doğru hareket edecek olan güneşi ve ayı buyruk altında tuttuğunu; Allah'ın yaptıklarınızdan haberdar olduğunu bilmez misin?" (31/29)
"Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden Allah'dır Ondan başka bir dost ve şefaatçiniz yoktur Düşünmüyor musunuz?" (32/4)
"Hamd, göklerde olanlar ve yerde bulunanlar kendisinin olan Allah'a mahsustur Hamd, ahirette de ona mahsustur O, hakimdir, her şeyden haberdardır Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir o, merhametlidir, mağfiret sahibidir Gaybı bilendir Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile onun ilminin dışında değildir Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık Kitaptadır" (34/1-3)
"Doğrusu z e v a l bulmasın diye gökleri ve yeri tutan Allah'dır Eğer onlar z e v a l e uğrarsa ondan başka, and olsun ki, onları kimse tutamaz O, şüphesiz halimdir, bağışlayıcıdır" (35/41)
"Orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ederiz, aralarında pınarlar fışkırtırız Onu ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler; şükretmezler mi? Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir Onlara bir delil de gecedir: Gündüzü ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir Bu güçlü ve bilgin olan Allah'ın kanunudur Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir Aya erişmek güneşe düşmez Gece de gündüzü geçemez Her biri bir yörüngede yürürler Onlara da bir delil: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır" (36/34-42)
"Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; çünkü o, yaratan ve bilendir Bir şeyi dilediği zaman, onun buyruğu sadece, o şeye: 'Ol' demektir, hemen olur Her şeyin hükümranlığı elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah yücedir" (36/81-83)
"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır" (38/66)
"Onlar, Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler Bütün yeryüzü, kıyamet günü onun avucundadır; gökler onun kudretiyle dürülmüş olacaktır O, putperestlerin ortak koştuklarından yüce ve münezzehtir (39/67)
"Sur'a üflenince, Allah'ın dilediği bir yana, göklerde olanlar, yerde olanlar baygın düşer Sonra sura ir daha üflenince, hemen ayağa kalkıp bakışır dururlar Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır, kitap açılır, peygamberler ve şehitler getirilir ve onlara haksızlık yapılmadan, aralarında adaletle hüküm verilir Her kişiye işlediği ödenir Esasen Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir inkar edenler, bölük bölük cehenneme sürülür Oraya vardıklarında kapıları açılır Bekçileri onlara: "Size, içinizden, Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugüne kavuşacağınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi?" derler "Evet geldi," derler Lakin azap sözü inkarcıların aleyhine gerçekleşir Onlara: "Temelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin; böbürlenenlerin durağı ne kötüdür!" denir rabblerine karşı gelmekten sakınanlar, bölük bölük cennete götürülürler Oraya varıp da kapıları açıldığında, bekçileri onlara: "Selam size, hoş geldiniz! Temelli olarak buraya girin," derler Onlar: "Bize verdiği sözde duran ve bizi bu yere vâris kılan Allah'a hamdolsun Cenette istediğimiz yerde oturabiliriz Yararlı iş işleyenlerin ecri ne güzelmiş!" derler (39/68-74)
"Sizin içi yeri durak, göğü bina eden, size şekil verip de şeklinizi güzel yapan, sizi temiz şeylerle rızıklandıran Allah'dır İşte Rabbiniz olan Alah budur Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir" (40/64)
"Dikkat edin; onlar Rabblerine kavuşmaktan şüphededirler; dikkat edin, Allah şüphesiz her şeyi bilgisiyle kuşatandır" (41/54)
"Göklerin ve yerin yaratanı, size içinizden eşler, çift çift hayvanlar var etmiştir Bu suretle çoğalmanızı ağlamıştır Onun benzeri hiçbir şey yoktur O, işitendir, görendir" (42/11)
"Gökte de tanrı, yerde de tanrı odur Hakim olan, her şeyi bilen odur Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı kendisinin olan Allah ne yücedir! Kıyamet saatini bilmek ona aittir Ona döneceksiniz" (43/84-85)
"Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık Ama insanların çoğu bilmezler" (44/38-39)
"Övülmek, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve âlemlerin Rabbi olan Allah içindir Göklerde ve yerde azamet onundur O, güçlüdür, hakimdir" (45/36-37)
"Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir Doğrusu bunlarda düşünenler için dersler vardır" (45/13)
"Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah'ın Allah, bilendir, hakimdir" (48/4)
"Göklerin ve yerin hükümralığı Allah'ındır O, dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder Allah bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir" (48/14)
"Göklerde ve yerde olan kimseler, her şeyi ondan isterler; o, her an kainatı tasarruf etmektedir Öyleyse Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?" (55/29-30)
"Yeryüzünde bulunan her şey fanidir, ancak yüce ve cömert olan Allah'ın varlığı bakidir" (55/29-30)
"Göklerde ve yerde olanlar Allah'ı tesbih ederler O, güçlüdür, hakimdir Göklerin ve yerin hükümranlığı onundur; diriltir, öldürür O, her şeye kadidir O, her şeyden öncedir, kendisinden sonra hiç bir şeyin kalmayacağı sondur; varlığı âşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir O, her şeyi bilir Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen odur Nerede olursanız olun, o sizinle beraberdir Allah yaptıklarınızı görür Göklerin ve yerin hükümranlığı onundur Bütün işler Allah'a döndürülür Geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; o, kalblerde olanı bilendir" (57/1-6)
"Göklerde olanları da, yerde olanları da Allah'ın bildiğini bilmez misin? Üç kişinin gizli bulunduğu yerde dördüncü mutlaka odur; bunlardan az veya çok, ne olursa olsunlar, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlaka onlarla beraberdir Sonra kıyamet günü, işlediklerini onlara haber verir Doğrusu Allah, her şeyi bilendir" (58/7)
"Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler Hükümdarlık onundur, övülmek ona mahsustur O, her şeye kadirdir" (64/1)
"Gökleri ve eri gerektiği gibi yaratmıştır Size şekil vermiş ve şeklinizi güzel yapmıştır Dönüş onadır Göklerde ve yerde olanları bilir; gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir; Allah, kalblerde olanı bilendir" (64/3-4)
"Yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratan Allah'dır Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve ilminin her şeyi kuşattığını bilmeniz için Allah'ın buyruğu bunar arasında iner durur" (65/12)
"Hükümdarlık elinde olan Allah yücedir ve her şeye kadirdir Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için ölümü ve dirimi yaratan odur O, güçlüdür, bağışlayıcıdır Gökleri yedi kat üzere yaratan odur Rahman'ın bu yaratmasında düzensizlik bulamazsın Gözünü bir çevir bak, bir aksaklık görebilir misin" (67/1-3)
"And olsun ki yakın göğü şıklarla donattık, onlarla şeytanların taşlanmasını sağladık ve şeytanlara çılgın alev azabı hazırladık" (67/5)
"Sizi yerde yaratıp yayan odur ve onun huzurunda toplanacaksınız" (67/24)
"Allah'ın göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz? Aralarında aya aydınlık vermiş, güneşin ışık saçmasını sağlamıştır Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollardan ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için onu size yayan odur" (71/15-20)




Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:04 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
BestForumTR, Arge, Güncel, Sitemap, Google Gizlilik Bildirimi