Aşka Ve Terk'e Dair...
Öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir ne terk edebilirsiniz Körkütük bağlanmışsınızdır aslında…En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır İç çekişmelerinizin nedeni, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur Gözyaşlarınızda bilinçaltınızda, kahkahanızdadır Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır Sınırsız ve nihayetsizdir “ölmek var, dönmek yok” tur Gün gelir anlarsınız içten içe bir şeylerin kaynadığını… Tutkulu aşkların gizli hançerleri başlar parıldamaya… Şurasından burasındn eleştirmeye koyulursunuz “ Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa!” Başkalarını örnek göstermeye “ Bak onlar nasıl yaşıyor” demeye başlarsınız Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür, düzeltmek istersiniz “ eskiden böylemiydi ya!” diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı Açıldıkça bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltınızdan Böyle sürmeyeceğini bilirsiniz, değişsin istersiniz O sevgisizliğinize yorar bunu İhanete sayar Tutkulu ilişkilerde ihanetin sonu ölümdür “ya sev böyle ya da terk et” diye gürler
Bir zamanlar bir gülüşüyle alacakaranlığı ısıtan o rüya kabusa dönüşür birden Kapatır gönlünün kapısını, yasaklar kendini size… Hoyrattır, bakmaz yüzünüze… Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar, mahkum eder Mühürler dudaklarınızı, siler sizi defterden… “İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim içindi” desiniz dinletemezsiniz Ayrılsanız yaşayamayacağınızı bilirsiniz ama böyle de sevemezsiniz İhanetten kırılmıştır kaleminiz Severek terk edersiniz “ Madem öyle’nin” çağı başlar bundan sonra… Madem ki siz böyle tutkunken o hep başkalarını sevmiştir, madem ki kıymetinizi bilmemiştir O halde günah sizden gitmiştir Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz… Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece…
Daha özgür olabileceğiniz limanlara demir atarsınız bir süre… Ne var ki unutamaz uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni Etrafı bür sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur Eli kanlılar, delikanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler çevresini sarmıştır Gurur duyar onlarla, koynunda besler gözünü oysunlar diye…
Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla “banane… kendi seçimi” diye omuz silkmeye başlarsınız bir süre ama sonra… Ansızın kulağına çalınan bi şarkı ya da kağı aralığından süzülüp gelen bir koku hatırlatır onu yeniden… Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız Kokusunu özlersiniz, türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh şarap içmeyi…
Karşı nehrin kıyısından hasret şiirleri haykırırsınız Sular kulağına fısıldasın diye… Dönüp “seni hala seviyorum” diye bağırmak geçer içinizden, dönemezsiniz, göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur ne onsuz Hem kollarında ölmek kucağına gömülmek arzusu, hem ne olacak sonunda kuşkusu
Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz… Sürünür gidersiniz…
"Ismarlama aşklara tahammülüm yok artık Ya beni adam gibi sev, ya da çek git yoluna Bir gülüş, bir salınışsa tek verebildiğin, istemez Tutku isterim Ve delice sevmek  Bir coştu mu dur durak bilmez bir yürek Ya adam gibi, ya da çek git Hergün biraz daha zorlaşarak çıldırtmaksa niyetin, ama seviyorsan yeter ki, ki zaten yüreği ortaya koyduk, tamam o zaman Ben bi deli çocuk, ama ısmarlama aşklara tahammülüm yok artık Ya adam gibi, ya da çek git  "
|